Selcan Güleryüz: ‘Güçlü Kadın, Mutlu Kadın.’

‘Güçlü Kadın, Mutlu Kadın’ mottosuyla bildiklerini etrafındaki tüm kadınlara öğreterek başarıya giden yoldaki birikimlerini herkesle baylaşan Selcan Güleryüz  Türkiye’nin ‘En Başarılı Network Lideri’ olarak dikkatleri üzerine çekiyor. 19 yaşında çalışma hayatına adım adan Güleryüz; turizm ,iletişim ve toptan satış gibi farklı alanlarda aktif rol aldı.

Bugünlerde ‘Güçlü Kadın Mutlu Kadın’ isimli kitabının raflarda yerini alması için son hızla çalışan Selcan Güleryüz kadınların neden çalışması gerektiği , neden güçlü olması gerektiğiyle ilgili bize ve etrafındaki herkese ilham veriyor.

Dolabını dönüşüme açan Selcan Hanım satışlardan elde edeceği geliri de kız çocuklarının eğitimine destek olan Türk Eğitim Vakfı’na  bağışlıyor.

– Turizm ve Otelcilik Lisesi mezunusunuz. Üniversiteye başlayıp bitirecek bir zamanınız olmamış ancak kariyerinize baktığımızda doğrudan pazarlama alanında kendi emeğiyle yükselen ve çok başarı yakalayan bir insansınız. İnsanlara ilham oluyorsunuz. Sizi başarılı kılan nedir ?

Bu dünyaya sadece kendimiz için gelmediğimizi düşünüyorum .İnsanlara faydalı olabilmek, bildiklerimizi öğretmek her bireyin görevi bence…Ben de sadece başkalarına faydalı olabilmek ,bildiklerimi paylaşmak için çalışıyorum…Doğrudan satış işi insana dayalı bir iş olduğu için insanların hayatlarının değişmesine yardımcı olmak, manevi hedeflerle çalışmak başarımda en etkili sebepler …

– Eğitimin ve başarının yalnızca  dört duvar arasında olmadığının kanıtısınız. Ayrıca evde çocuğuna bakarken de bir iş alanı yaratıp kariyer yapılabileceğinin de … Kadınlara bu konuda hep destek oluyorsunuz. İş hayatında ya da özel hayatta kadının kadına verdiği desteğin önemini bize anlatabilir misiniz? 

Kadınların birbirine destek olması , birlikte başarmak için omuz omuza çalışması hep hayalimdi.. Maalesef hayalimde kaldı… Ama bunun hayallerde olmadığını göstermek için hala mücadele ediyorum . Kıskançlık en büyük sorun kadınlar arasında .. Bence çok saçma ve gereksiz… Keşke birbirine destek olarak yol alsalar. İnanın başaramayacakları hiç birşey yok … Birbirlerine destek olmaları çok önemli ama bunu yapabilen  kadın azınlıkta … Azda olsalar iyi ki varlar … İyiliğe ,güzelliğe dair umudumuz onlar …

– ‘ Çalışan kadın mutludur’ sizin sloganlarınızdan biri. Sizce bir kadın kendisi için en doğru işi nasıl seçebilir?

Ailesini ve çocuklarını ihmal etmeden çalışabileceği bir işe odaklanmalı…Ülkemizde maalesef buna uygun iş seçeneği çok fazla yok … Bu yüzden her geçen gün girişimci kadınlar artıyor , evden yapabilecekleri işler üretiyorlar…2.el satış da bunlardan biri …

– Kadının iş hayatında başarısı söz konusu olduğunda çevresinden gelen iltifat kadar eleştiri de oluyor. Sizce de eleştiri gizli hayranlık mıdır? Bir kadın kendisine gelen olumsuz yorumlarla nasıl baş edebilir?

Kesinlikle eleştiri gizli hayranlık . Olumlu yorum kadar olumsuz yorum da elbette olacaktır… Heleki sosyal medya kullanılıyorsa … Bence dikkate almamak gerekir … Ama insanız üzülüyoruz elbette böyle durumlarda 5 saniye durup düşünmek gerekir … Bu yorumu yapan kim ve sizin başarınızdaki sürecin ne kadarını biliyor … Cevap vermeye değer mi ? Değmez mi ? Zor baş etmek ama başarının olmazsa olmazı sanırım eleştiri ve olumsuz yorumlar …

– Gerek Türkiye’de gerek dünyada < Lider> denilince arkasından çoğu zaman bir erkek ismi geliyor. Oysaki globalleşen dünya ve kadınların kendilerini kanıtlamasıyla pek çok başarılı iş kadını ve kadın lider doğdu. İş hayatında kadın olarak lider olmanın zorlukları neler?

İnanılmaz zor …Gerçekten bunu birkaç cümle ile anlatmam imkansız … Ama en zoru dedikodularla bahşetmek …Kadınlar duygusal oldukları için çabuk etkileniyorlar …

– Evde otururken kendinize bulduğunuz ilk iş modeli evde kullanmadığınız ürünleri uygun fiyatlarla sosyal medya hesaplarından satmak üzerine. Aslında çok öncesinden 2. el ürünlere olan ihtiyaç pazarını keşfetmişsiniz. Sizce ikinci el nereye gidiyor? İkinci el alışverişin faydaları neler?

2. el pazarı ihtiyaç sahiplerinin almak istedikleri ürünleri daha ekonomik fiyatlara almasını sağlarken marka ürün kullanmayı seven insanların çok ekonomik fiyatlara marka ürünleri almasınıda sağlıyor… Yani sadece ihtiyaç sebebiyle değil aslında lüx sevenlerinde tercih sebebi oluyor …2.el pazarı internet ve sosyal medya kullanımı arttıkça değerlenecektir…Çünkü günümüzde insanlar genelde ürünleri bir kez kullanıp kaldırıyor…Bunları değerlendirmek ,nakite çevirmek isteyen insanlarda her geçen gün artıyor …

– Şu an ikinci elin hayatınızdaki yeri nedir ? İkinci el alışveriş yapıyor musunuz?

Hayır yapmıyorum … Çünkü ürün araştırmak için vaktim olmuyor …

– Yakın zamanda kitabınız çıkıyor. Bize bunu içeriğinden biraz bahseder misiniz?

Güçlü Kadın Mutlu Kadın’ı anlatıyor… Benim başarı hikayem aslında … Kadınların neden çalışması gerektiği , neden güçlü olması gerektiğiyle ilgili başucu kitabı niteliğinde …

– Modayla ne kadar iç içesiniz? Dolabınızın vazgeçilmez parçaları neler?

Modayı takip ettiğimi söyleyemem … Dolabımın vazgeçilmezi takım elbiselerim pantolonlarım tişörtlerim.

– Dolap uygulaması ile dolabınızı dönüşüme açtınız. Bu dönüşüme destek olma kararı nasıl çıktı ? Aplikasyonumuzu nasıl buldunuz?

Gelen teklif de satılan kıyafetlerimden elde edilecek geliri istediğim bir derneğe bağışlayabileceğim söylendi. Kullanmadığım ürünlerden gelecek gelirle eğitim alanında bir derneğe bağış yapıp eğitime destek vermek beni teşvik etti.

– Dijitalleşme hakkında neler öngörüyorsunuz?

Ticaretin geleceği dijitalleşmeyle etkili.  İnternet bir çok konuda elimiz ayağımız olmuş durumda. Bence gelecekte bir çok işimizi sadece dijital ürünlerle yapacağız…

– Kadınlara bir cümleyle ilham olmak isteseniz bu ne olurdu ?

`Güçlü kadın , Mutlu kadın.`

Selcan Güleryüz’un dolabını keşfetmek için tıkla.

Tuba Köseoğlu Okçu: ‘ Sürekli yeni şeyler öğrenin. ‘

Notre Dame de Sion Lisesi’ni bitirdikten sonra üniversite eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Mütercim Tercümanlık bölümünde tamamlayan Tuba Köseoğlu Okçu kariyerini performans yönetimi üzerine geliştirdi. 2012 tarihinden bu yana Hürriyet İnsan Kaynakları Müdürü olarak kariyerine devam eden Tuba Hanım aynı zamanda Kültür Bilinci Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi olarak da sosyal hayatta aktif bir rol alıyor.

Kariyeri ile ilgilenirken edebiyat ve seyahatten de kopmayan Okçu seyahat yazılarını ‘ http://paullende.blogspot.com.tr/ ‘adresinde edebiyat yazılarını ise’  http://paullendereads.blogspot.com.tr/ ‘adresinde takipçileriyle buluşturuyor.  Çalışma hayatında başarıya giden yolun çok çalışmaktan ve kendini sürekli geliştirmekten geçtiğine inanan Tuba Hanım Colin Powell’ın şu sözüyle de gençlere sesleniyor:  ` Başarı  en dibe vurduktan sonra ne kadar yükseğe geri çıkabildiğindir `

– 1997 yılında meslek değiştirerek performans yönetimi alanına geçmiş oradan uzun yıllar emek vererek bu alanda ilerlemişsiniz. Şu an Hürriyet İnsan Kaynakları Direktörüsünüz. İnsanlarla iç içe bir iş yapmak nasıl bir duygu? Başarınızın sırları neler? 

Başarı tabii çok göreceli bir kavram. Eğer kendimi başarılı addedecek olursam, sanırım bunun tek sırrı var: çok çalışmak ve sürekli yeni bir şeyler öğrenerek kendini geliştirmeye zorlamak. İnsanlarla iç içe bir iş yapmak ise çok zor. İnsanın içindeki insan sevgisini zorlayan, yıpratan boyutları olduğunu ifade etmeliyim. Ama bir gün, değdiğiniz bir insanın yaşamındaki olumlu bir gelişmede küçücük de olsa bir payınız olduğunu hissettiğinizde, o zaman sanırım zorlukları unutuyorsunuz bir anda.

– İş hayatında kadın yönetici olmanın zorlukları neler? Karşınıza çıkan zorlukları nasıl yönetiyorsunuz?

Kadın olmanın iş hayatında bir farklılık yarattığını, ek zorluklar getirdiğini düşünmüyorum. Her iş insanının yaşadığı zorlukların aynısını yaşıyorum, ya da belki de kadın olmanın farklı bir muamele yaratmadığı kurumlarda çalışma şansım oldu, öyle de diyebiliriz. Zorlukların içeriğine göre onlarla başa çıkma şekli değişiyor ama genel olarak önce durup o zorluğun sebeplerine bakıp, ondan sonra da o sebepleri ortadan kaldıracak planlar yaparak ilerlemeye çalışıyorum.

– Yaşamda ve iş hayatında karşımıza çıkan engelleri nasıl atlatabiliriz? Bir kaç ufak tavsiye paylaşabilir misiniz? 

Engeller her zaman olacak, ilk başta bunu kabullenmek gerekiyor. Bu engelleri yaşayan tek kişi siz değilsiniz, herkes büyüklü küçüklü sorunlar, engeller yaşıyor, yani yalnız değilsiniz ve sizin başınıza gelen de öyle çok farklı bir şey değil. Böyle bakınca zaten yaşadığınız sorun kendiliğinden küçülüyor, daha önemsiz, daha doğrusu daha sıradan hale geliyor. Bu bence ilk adım. Benim düsturum “ölümden başka herşeyin çaresi vardır” şeklinde, o yüzden sorun mu var, ne yapalım, bir şekilde çözeceğiz diyorum. Öyle çok çabuk yeise kapılmıyorum, tabii ki bazen çok dibe vurduğu oluyor insanın, ama başarı da Colin Powell’ın söylediği gibi “en dibe vurduktan sonra ne kadar yükseğe geri çıkabildiğindir” diye düşünüyorum.

– Modayla ne kadar iç içesiniz? Dolabınızın vazgeçilmez parçaları neler?

Modayla pek iç içe değilim, hatta biraz demodeyim diyebilirim J 25 yılı aşkın süredir sabah 7 akşam 7 çalıştığım için, dolabımda kendimi rahat hissettiğim, o günkü ruh halimle örtüşecek, temsil ettiğim pozisyonla da uyuşacak kıyafetler olmasına dikkat ediyorum. İş için her zaman siyah pantolonlarım, siyah kalem eteklerim, siyah düz elbiselerim, siyah düz bluzlarım, renkli ceketlerim ve eğer ceket giymeyeceksem, renkli gömlek ve bluzlarım olması gerekiyor, bunlar dolabımın vazgeçilmezleri. Özel hayatımda ise seyahatlerde outdoor ortama uygun pantolonlar, polarlar vs, diğer günler için ise bol, rahat pantolonlar ve bluzlar tercih ediyorum.

– Dolap uygulaması ile birlikte dolabınızı dönüşüme açtınız. Bu dönüşüme destek olma kararı nasıl ortaya çıktı? Aplikasyonumuzu nasıl buldunuz

Kıyafet konusunda dönüşüm benim çok alışık olduğum bir şey aslında. Benden 6 yaş büyük olan ablamla bedenlerimiz hep aynı oldu ve yıllardır onun kıyafetlerini ben ikinci el olarak kullanırım, kendi kıyafetlerimi ise kuzenlerime ve ailedeki bedeni uyan diğer kişilerle dönüşüm kapsamında paylaşırım. Bu bağlamda, dolap gibi bir uygulama beni çok sevindirdi, daha geniş kitlelerle bunu yapma imkanı bulmak hoşuma gitti. Aplikasyonu daha ilk çıktığı günlerde kullanmaya başladım ve kullanım kolaylığı, getirdiği güvenli alışveriş imkanlarını beğendim. Benim gibi kıyafet alışverişi yapmayı sevmeyen birisi için çok keyifli.

– İnternet artık herkesin hayatının olmazsa olmazı. Dijitalleşme hakkında neler öngörüyorsunuz?

Dijitalleşme işim gereği de aslında çok içinde olduğum bir konu ve beni büyülüyor diyebilirim. Sınırları olmayan, düşünemediğimiz bir çok şeyi mümkün kılan, tabii ki her gelişmede olduğu gibi kendi içinde riskleri de bulunan, ama özünde geri dönüşü olmayan çok heyecan verici bir süreç. Çıkan tüm aplikasyonları denemeye çalışıyorum, dijital dünyadaki gelişmeleri takip etmeye çalışıyorum. 46 yaşına gelip sıfırdan yeniden bir şeyleri öğrenmek, anlamaya çalışmak, ayak uydurmak için gayret etmek zor ama insanı daha zinde ve genç tutuyor galiba.

Tuğba Köseoğlu Okçu’nun dolabını keşfetmek için tıkla.

 

 

Buse Pınar Kaçar: ‘Farklı Bakış Açıları Geliştirin.’

Bu hafta Güçlü İş Kadınları projemizin konuğu Genç Yönetici İş Adamları Derneği yönetim kurulusu üyesi ve Ahtapot Gönüllüleri Derneği’nin kurucu üyesi Buse  Pınar Kaçar.  2001 yılında Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra İzmir’de kariyerine avukat olarak devam eden Buse Hanım daha sonra kariyerine yüksek lisans öğrenimi için geldiği İstanbul’da devam etmiştir. 2003 yılında Bilgi Üniversitesi’nde Ekonomi Hukuku üzerine yüksek lisans yapan Buse Pınar Kaçar kendi hukuk bürosunu kurarak yabancı şirketlere dört yıl boyunca yabancı şirketlere Türkiye’de Doğrudan Yatırım ve Türk Hukuku üzerine danışmanlık hizmeti vermiştir.

Ticarete ve iş hayatına olan ilgisinin hukuğa olan ilgisinden daha fazla olması sebebiyle 2007 yılından itibaren Hukuk Müşaviri olarak Mavi Jeans, Carrefour, GlaxoSmithKline, ING, Ströer gibi şirketlerde hem yöneticilik hem de danışmanlık yapmıştır. Yörsan şirketinde Kurumsal İlişkiler ve Hukuktan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak ve Türkiye Süt ve Et Üreticileri Birliği’nde (SETBİR) yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. Hali hazırda Yörsan Gıda Mamulleri Şirketi’ne danışmanlık yapmaktadır. 2015 ve 2016 yıllarında Legal 500 tarafından  Dünyanın En İyi Baş Hukuk Müşavirleri (General Counsel Power List) listesine seçilmiştir.

2013 yılında Amerikan Barolar Birliği’nin Washington DC yapılan Bahar Konferansı’na davet edilerek, “Uluslararası Borçlanma” konusunda konuşmacı olarak yer almış, 2015 ve 2016 yıllarında  Dubai’de  gerçekleşen Global Hukuk Konferansında Şirketler’de Rüşvet ve Yolsuzluk üzerine konuşmacı olarak davet edilmiştir.

Mutlu ve başarılı bir iş hayatı için Empati kelimesinin çok önemli olduğunu belirten Buse Hanım’ın kariyer konusunda sana yeni bakış açıları kazandıracak röportajını aşağıda bulabilirsin.

– Kurumsal şirketlerde avukat olmak (Hukuk Müşaviri) ile serbest avukat olmak arasında bir fark var mı ? Siz neden kurumsal avukatlığı tercih ettiniz?

Aslında mesleğe ilk başladığım yıllarda  serbest avukatlık yapıyordum  zira  hukuk müşavirliği şimdiki  gibi  yoğun olarak birçok şirkette olan bir  pozisyon değildi. Hukuk müşavirliği yani kurumsal avukatlık Türkiye’de ağırlıkta son on yılda şirketlere bir departman olarak girmeye başlayan yeni bir alan desek yanlış olmaz aslında. Zira hukuk müşavirliği eskiden sadece bankalarda ya da büyük holdinglerde yer alan bir departmandı. Son dönemde ise yavaş yavaş neredeyse her şirkette hukuk müşavirliği oluşmaya başladı. Bunun da en büyük sebebi şirketler/yöneticiler yavaş yavaş, avukatlığa da önleyici tıp gibi bakmaya başladılar. Kurumsal avukatlık bu anlamda şirkette hukuka aykırı bir iş yapılmasının önüne geçmeyi hedefleyen bir departman haline geldi. Türkiye’de genelde tanıdık bir avukat varsa da sözleşme imzalatıldıktan sonra gösterilir. ‘ Bu sözleşmeye bir bakar mısın?’ ,  ‘Yanlış birşey yapmış mıyım?’ diye. Ben buna gerçekten çok gülüyorum zira zaten sözleşme imzalanmış. Ben avukat olarak bakıp çok kötü bir sözleşme imzalamışsın desem ne yararı olacak zaten, sözleşme imzalanmış. Hukuk müşaviri olunca herşeye en başında müdahale edip yanlışları engelleme imkanı oluyor, ya da yeni bir projede en başında doğru işlemler yapılmasını sağlayabiliyorsunuz. Bir de ülkemizde kanunların sürekli değiştiğini düşünürsek şirketin yapısını işleyişini de bu değişikliklerle birlikte sürekli güncel tutmanız gerekiyor.

Hukuk müşavirliğini tercih ettim çünkü işin içinde olmayı, işin kendisine yön vermeyi hukuki tatminden daha çok seviyorum. Uzun yıllardır şirketlerde çalıştığım için hep yeni projelerin içerisinde yer alıyorum. Şirkette birileri harika bir fikrim var nasıl hayata geçirebiliriz dediğinde de inanılmaz heyecan duyuyorum. Bu heyecanı yaşamak herhangi bir davayı kazanmaktan çok daha büyük keyif  veriyor bana. Sevdiğim işi yapmayı tercih ettim özetle.

-İş hayatında kadın yönetici olmanın zorlukları neler? Karşınıza çıkan zorlukları nasıl yönetiyorsunuz? 

Bugüne kadar aslında çok fazla erkek egemen sektörde yönetici olarak çalıştım ve bence şanslıydım ki kadın olmaktan dolayı özellikle “cam tavan” ile karşılaştığımı söyleyemem. Tam tersi desteklendiğim ve yönetim kurulunda bir kadın olmasından dolayı gurur duyduğunu, farklı bir bakış açısının güzel denge yarattığını söyleyen erkek yöneticilerle bir arada oldum. Ancak tabiiki şu bir gerçek ki; hep azınlık olarak yer aldım, ya yönetim kurulunda tek kadındım ya da iki kadından birisiydim. Bu da tabii ki iş ortamında sosyalleşmede fark yaratıyor. İş çıkışı erkek erkeğe birşeyler içmeye gitmek gibi bir kavram var sonuçta ya da bir iki erkek muhabbet ederken şimdi bir kadın var aramızda rahat konuşamıyoruz istediğimiz gibi diyebiliyorlar ve iş ortamında yapılan bir ayrımcılık olmasa da sosyal ortamda bir ayrımcılıkla karşılaşabiliyorsunuz. Şu da bir gerçek ki; kararlar genellikle iş haricindeki zamanlarda veriliyor ve bir bakmışsınız siz ofisinizde çalışırken bir anda konu bir “happy hour” sırasında kararlaştırılıp olgunlaştırılmış.

İşte bu noktada kadınlar bu sorunu çözebilmek için erkek gibi olmaya çalışıp onlar gibi davranarak onlardan birisi olduklarını ispatlamaya çalışıyor ve erkekleşmeye başlıyorlar, duruşlarını sertleştiriyorlar ki;  bence kadının iş hayatında getirebileceği en önemli  faydalardan birini yok ediyorlar. Benim iş hayatında da en çok yapmaya çalıştığım şey de kadın olmaktan ödün vermeden kendimi olduğu gibi ifade etmekten ödün vermemek. Bu çoğu zaman kolay olmuyor ancak her zaman faydasını gördüğümü  söyleyebilirim.

-Yaşamda ve iş hayatında karşımıza çıkan engelleri nasıl atlatabiliriz? Bir kaç ufak tavsiye paylaşabilir misiniz? 

Engelleri aslında belki ikiye ayırarak incelemek lazım. Öncelikle psikolojik engeller aklıma geliyor mesela zor ve sizi anlamak istemeyen bir yönetici, zor bir çalışma arkadaşı gibi. Bana göre özel ve iş hayatı ayrımı yapmaksızın herşeyden önce mutlu ve keyifli yaşayabilmek için “empati” anahtar kelime. Bu bir sözleşme müzakeresi de olsa, bir proje için yönetim ekibini ikna etmeye de çalışsam öncelikle karşımdaki kişiyle empati kurmaya çalışıyorum. Empati kurmaya çalıştıkça hem karşınızdaki kişi nasıl size daha iyi anlar bakış açısına daha çok yaklaşıyorsunuz hem de olayı kişiselleştirmekten uzaklaşıyorsunuz.

Fiili engelleri ise bakış açısını değiştirerek  aşmayı öneriyorum. “Thinking out of box- Kutunun dışından düşünmek” bence her türlü  engeli aşmak için kilit bir bakış açısı.  Tabiiki, çok kolay birşey değil. İş hayatında özellikle işimin hukuk  olması sebebiyle eğer bir projede hukuki  bir engelle  karşılaşıyorsam, öncelikle tüm  dikkatimi  “ne istediğime” vermeye çalışıyorum. Genelde dikkatimizi o kadar çok o engele odaklıyoruz ki; esas varmamız gereken noktadan uzaklaşıp  dikkatimizi belki de de hiç değiştiremeyeceğimiz şeye veriyoruz.  Benim tavsiyem bir engelle karşılaşıldığında sorumuz ‘Bu engeli nasıl kaldırabilirim?” olmamalı; sorumuz “Ben nereye gitmek istiyorum olmalı?” o zaman mutlaka arklı bir yol bulunduğuna inanıyorum ki bugüne kadar olan tecrübelerim de hep bunu  gösterdi.

Bir ufak tavsiye de farklı bakış açıları geliştirmek üzerine. Farklı bakış açıları geliştirmek bence çalıştırdıkça gelişen bir  kas gibi. Bu kası çalıştırmanın en güzel yolunun da sanattan geçtiğini düşünüyorum. Bunun için sanatçı olmamıza da gerek yok, sadece sanatçıların farklı bakış açılarını izelemek bile bu kası oldukça  fazla geliştiriyor bence. Dolayısıyla en sevdiğiniz sanat akımını bulun, sergilere gidin, festivallerde farklı sinema kültürlerinin filmlerini izleyin, farklı bakış açıları görün, inanın işinize  bakışınız da değişecektir.

-Modayla ne kadar iç içesiniz? Dolabınızın vazgeçilmez parçaları neler?

Aslında modayla çok ilgili birisi olduğumu söyleyemem ve hatta birazcık moda olana alerjim var bile diyebilirim. Ama stilin modadan çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Burda Coco Chanel’in “Moda geçicidir stil kalıcıdır” sözünü anmadan geçemeyeceğim. Kendi döneminde moda olan kocaman şapkalara, süslü kıyafetlere rağmen içinde kendini rahat hissettiği, sevdiği ve kendine yakışan şeyleri giyerken hiçbir şeyden ödün vermeden bir stil yaratmış. Stil kim olduğunuzu, ne demek istediğinizi bilmek ve kimseyi takmamaktır diyerek aslında modayı da takmadığını açıkça belirtmiş.

Ben o an nasıl hissediyorsam öyle giyinmeyi seviyorum, içinde rahat ettiğim ve kendimi mutlu hissetiğim kıyafetler benim için olmazsa olmaz.

Çok klasik olacak belki ama, siyah elbise, beyaz gömlek, trenchcoat ve denim pantalon olmazsa olmazım. Aksesuarlardan da inci her zaman benim için vazgeçilmezdir. Kendimi bildim bileli inci en sevdiğim aksesuar olmuştur. Bir de tabiiki bir İzmirli olarak hafif ve ince kumaşlardan hoşlanıyorum, ipek olan herşeyi  giyebilirim.

Asla ve asla dediğim şeyler de taşlı, tokalı, pullu parlak kıyafetler ve bir de moda olan herşey.

-Dolap uygulaması ile birlikte dolabınızı dönüşüme açtınız. Bu dönüşüme destek olma kararı nasıl ortaya çıktı? Aplikasyonumuzu nasıl buldunuz ?

Aslında Dolap uygulaması kurucu üyesi olduğum Ahtapot Gönüllüleri’nin şu anda üzerinde çalıştığı Malzeme Değerlendirme Projesiyle de paralel bir uygulama.

“Malzeme Değerlendirme Merkezi” projesi İhtiyaç Haritası ile birlikte hayata geçirdiğimiz Ahtapot Gönüllüleri’nin yeni  projesi. İhtiyaç Haritası Türkiye’nin her yerindeki ihtiyyaçları belirleyip ortaya koyuyor Ahtapot Gönüllüleri’nin Malzeme Değerlendirme Merkezi’nde de toplanan tüm ikinci  el kıyafetler yıkanıyor ve ütüleniyor; ayakkabılar, oyuncaklar ve kitaplar temizleniyor, kullanılamayacak olanlar da geri dönüşüme gönderiliyor. Böylece İhtiyaç Haritası’nda ihtiyaç olarak gözükenler, ihtiyaç sahibine tertemiz  ve kullanabileceği şekilde özenli  olarak gönderiliyor.  http://www.ahtapotgonulluleri.org/

Kendi dolabımda sıklıkla yenileme yaparım ve bu yenilemede de elimden çıkarttıklarımı ihtiyaç sahipleriyle buluşturmaya özen gösteriyorum. Dolap projesinin atıl duran değerleri tekrardan  hayata  ve ekonomiye  geçirmesi  fikri çok hoşuma gitti. Bundan sonra da  Malzeme Değerlendirme Merkezi’nde değerlendiremeyeceğim parçaları dolap uygulamasında  dönüşüme  sokabilirim.

– İnternet artık herkesin hayatının olmazsa olmazı. Dijitalleşme hakkında neler öngörüyorsunuz? 

Dijital bir dünyadayız artık ve yeni bir çağa girdik. Ben oldum olası teknolojiyi severim ve hayatı kolaylaştırması için var olan tüm yenilikleri de kullanmaya açığım.

Dünyada dijitalleşmeyle birlikte aklımızın aldığı ve alamadığı herşeyin dönüşeceğini ve değişeceğini düşünüyorum.  İşler dönüşecek ve hali hazırda olan birçok iş artık kalmayacak ama ortaya yeni iş kolları da çıkacak. Akıllı kıyafetler giyeceğiz artık, mesela  uçuk bir örnek olacak belki ama duygu durumumuza uyum sağlayan bir gömlek  güzel olmaz mı mesela ?

Bununla birlikte hayat daha kolaylaşacağı için de bence insanların daha çok vakti kalacak ve hobilerimiz için daha çok vakit ayırabileceğiz.

-Ahtapot Gönüllüleri kimdir ?

Ahtapot Gönüllüleri, kimsesiz çocuklar, evsiz insanlar, engelli bireyler, ihtiyaç sahibi olan ilkokullar gibi çok farklı alanlarda sınır tanımadan her konuda proje geliştirerek hayata geçiren ya da mevcut projelere destek veren bir sivil toplum örgütüdür ya da hukuki tanımıyla bir dernektir. Ahtapot Gönüllüleri destek faaliyetlerini ve tüm projelerini gülümseyerek ve gülümseterek gerçekleştirir. Çünkü gülümsemenin gücüne inanır  http://www.ahtapotgonulluleri.org/

Aslında belki kısaca Ahtapot’un hikayesini de anlatmam gerekir. Facebook’ta “Ahtapot Scuba” adında bir grubumuz vardı ve bir zamanlar sadece sportif amaçlı tüplü dalışa giden bir grup arkadaştık. Sonra bir gün içimizden birisi ben Adım Adım’la maratonda koşup para toplayacağım dedi ve biz ahtapotlar ilk sosyal yardımlaşmayla tanışmış olduk. Adım Adımla 2014 yılında başlayan maceramız sonrasında, “Soma’nın Hayalleri” kampanyasıyla çocuklara oyuncak dağıtımı, “İçerde Çocuk Var” projesi kapsamında kadın tutukevinde yer alacak anaokulu için destek toplama, Kurtköy semtindeki sokak köpeklerine kulübe yapımı, Hakkari Yüksekova’daki ilkokula 23 Nisan kostümlerinin tedariği gibi  birçok projeye imza attık. Şimdi de İhtiyaç Haritası ile birlikte Malzeme Değerlendirme Merkezi üzerinde çalışıyoruz.

  • Buse Pınar Kaçar’ın dolabını keşfetmek için tıkla.

İlkay Demirdağ: ‘Yapabildiğinizin en iyisini yapın.’

İlkay Demirdağ 19 yıllık kariyer hayatında Türkiye, İngiltere ve Bahreyn’de danışmanlık ve bankacılık yapmanın yanı sıra, iş girişim sermaye fonlarında ve holdinglerde yönetici olarak çalışmıştır. İş geliştirme, strateji, girişim sermaye fon kurulumu ve yönetimi, yatırımlar, şirket alım/satımları, yatırımcı ilişkileri ve finansman çözümleri konusunda uluslararası deneyimi bulunan İlkay Demirdağ, yüksek mimar olup ikinci masterını Londra’da ekonomi üzerine tamamlamıştır.

GYİAD (Genç İşadamları ve Yöneticileri Derneği) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olan İlkay Demirdağ’ın bizi her konuda yapabildiğimizin en iyisini yapmaya davet ettiği röportajını okuyarak iş dünyasında bir kadın olarak nasıl başarılı olabileceğin konusunda ilham alabilirsin.

– GYİAD (Genç İş adamları ve Yöneticileri Derneği) Başkan Yardımcısı olarak bir sosyal girişimcisiniz. Hikayenizden bahsedebilir misiniz?

Toplumların sosyal ve ekonomik olarak ilerlemesi ve dönüşebilmesi, o toplumdaki kadınların eğitim seviyesinin yükselmesine bağlı olarak, sosyal ve ekonomik hayata katılımlarının artması ile doğru orantılıdır. Bu konuyu çok önemseyen biri olarak kadının toplumda güçlendirilmesini bir sosyal girişimci olarak ele aldığımı söyleyebilirim.

Bu noktada belki sosyal girişimcinin ne olduğunu anlatmakta fayda var. Sosyal girişimcinin görevi, toplumsal uyumdaki tıkanıklıkları fark etmek ve bu tıkanıklığı giderme yollarını bulmaktır. Sosyal girişimci, tıpkı özel sektör girişimcilerinde olduğu gibi risk alarak yenilik veya geliştirme yapan kişidir. Hedefi, toplumsal sorunların toplumla uyuşan, yeni, özgün yollarla çözümlenmesidir.

Bir sosyal girişimci olarak, Türkiye’de kadın işgücünün ekonomiye kazandırılması, çalışma hayatındaki kadınların güçlendirilmesi, kadınların şirketlerin yönetiminde etkinleştirilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğine dikkat çekmek amacı ile GYiAD çatısı altında bu konulara çözüm üretmek amacı ile Kadın Çalışma Grubu’nu kurdum.

– İş hayatında kadın yönetici olmanın zorlukları neler? Karşınıza çıkan zorlukları nasıl yönetiyorsunuz? 

19 yıllık kariyer hayatımda Türkiye, İngiltere ve Bahreyn’de danışmanlık ve bankacılık yapmanın yanı sıra, iş girişim sermaye fonlarında ve holdinglerde yönetici olarak çalıştım. Farklı ülkelerde, kültürlerde ve şirket yapılarında bir kadın yönetici olarak var olmayı deneyimlerken ortak payda da hep aslında erkek dominant sektörlerde çalışmış olmam vardı.

Kültür ve şirketten bağımsız olarak gözlemediğim ortak bir zorluk yönetim dünyasının bir ‘Erkekler Kulübü’ gibi algılanması ve genel olarak ortamda bulunan tek kadın olarak bu kulübe girmenizin adeta imkânsız olması.

Bir başka zorluğu ise, kadın ve erkeğin doğasından kaynaklanan yaklaşım, analiz, değerlendirme ve çözüm üretme metotlarındaki farklılıkların bir zenginlik olarak görülmesinden ziyade, kadının erkekleştirilmeye çalıştırılması olarak tanımlayabilirim. Kadın ve erkek yönetimde aslında farklılıkları ile bakış açısında zenginlik katabilmelidir.

En önemli zorluk ise aslında, kariyer basamaklarında yükseldikçe ortaya çıkıyor. ‘Cam Tavan’ kadınların iş hayatında üst kademelere çıkmasında şirket kültürü ve uygulamaları ile önüne çıkan görünmez engeller. Bu sadece Türkiye’de değil yurtdışında da olan bir problem.

Bu ve benzeri birçok problemi iş hayatında yer alan birçok kadın deneyimliyor. Bunların üstesinden gelebilmek aslında psikolojik bir savaş gibi. Bu durumun size ait bir problem olmadığını görerek, değerlerinizden ve duruşunuzdan ödün vermeden, çok çalışmaya ve kendinize inanmaya devam etmeniz gerekiyor.

-Yaşamda ve iş hayatında karşımıza çıkan engelleri nasıl atlatabiliriz? Birkaç ufak tavsiye paylaşabilir misiniz? 

Yaşam her türlü ilişki formatında, arkadaşlık, aşk, iş vb. sürekli bizi büyütmek üzere engeller ile karşılaştırır. Her türlü duygunun yaşamın parçası olduğunu kabul etmek iyi bir başlangıç olacaktır. Sonrasında ise bunlarla aşırı bir mukavemet ile mücadele etmek yerine, daha akışta kalarak, kendimize inanarak ve umudumuzu kaybetmeyerek elimizden gelenin en iyisini yapmayı öneririm.

Bu konu ile ilgili Donmiguel Ruiz’in Dört Anlaşma adlı kitabını kesinlikle herkese tavsiye    ederim. Daha iyi yaşamak için 4 anlaşmadan bahseder kitap:

  • Kullandığınız sözcükleri dikkatli seçin.
  • Hiçbirşeyi kişisel algılamayın.
  • Varsayımda bulunmayın.
  • Yapabildiğinizin en iyisini yapın.-Modayla ne kadar iç içesiniz? Dolabınızın vazgeçilmez parçaları neler?

Ben tekstilci bir babanın kızıyım ve aslında çok ufak yaşımdan itibaren moda ile içe içe olduğumu söyleyebilirim. Çocukluğuma ait en güzel anılarımı, kıyafetler arasında koşuşturmam, kumaşlar ile oynamam ve neredeyse tüm hafta sonlarını Barbie bebeklerime kıyafetler tasarlayarak geçirmem olarak söyleyebilirim.

Modaya bakış açımı Coco Chanel’in sözü ile ifade edebilirim. ‘Moda geçer, stil kalır’. Ben sıkı bir moda takipçisiyim diyemem, ama zaman içerisinde oturtmuş olduğum stilimin yakın takipçisiyim. İş yaşantımdan ötürü belli kalıplarda kalmak zorunda olsam da, genelde kullandığım aksesuarlar ve kombinlerim ile farklılaştığımı düşünüyorum.

Dolabımın vazgeçilmez renkleri; siyah, beyaz, ekru, gri, camel ve lacivert. Vazgeçilmez kumaşları; ipek, kaşmir ve kaşe. Vazgeçilmez parçaları ise; Smokin ceketler, stilettolar, kalem etekler ve uzun paltolar…

-Dolap uygulaması ile birlikte dolabınızı dönüşüme açtınız. Bu dönüşüme destek olma kararı nasıl ortaya çıktı? Aplikasyonumuzu nasıl buldunuz?

Dolap uygulaması ‘Güçlü Kadınlar Dolapta’ adlı bir kampanya içinde yer almam amacı ile benimle iletişime geçtiğinde memnuniyetle destek vermek istedim. Aslında bunun iki sebebi vardı. İlki, dolaptan elde edeceğim geliri bir sosyal sorumluluk projesine dönüştürerek bağışlama imkanı olmasıydı. İkincisi ise tüketimin fazlasıyla teşvik edildiği bir dünyada, kaynakların sürdürülebilir şekilde kullanılabilmesi için Dolap gibi uygulamaların yaygınlaşması gerektiğini düşünmemdi. Dolap applikasyonu ürünleri koyarken iyi bir etiketleme sistemi kurmuş olduğu için, aradığınız ürüne marka, beden, renk, kullanım durumu ve fiyat aralığı vererek hızlıca ulaşmanıza imkan veriyor.

-İnternet artık herkesin hayatının olmazsa olmazı. Dijitalleşme hakkında neler öngörüyorsunuz?

Dijitalleşme tüm dünyada yaşam şekillerimizi bütünüyle değiştirecek bir noktaya doğru ilerliyor. Dijitalleşmenin sosyal ve ekonomik hayata hızlı entegrasyonu ile, işlerin tanımı ve yapılışı, iletişim, üretim, sosyalleşme, yatırım şekillerimiz dönüşüme uğruyor. Bu hızlı dönüşüme adapte olmak olabilmek için eğitim, ar-ge, inovasyon ve yaratıcı düşünceye ağırlık vererek bireysel, kurumsal ve toplumsal düzeyde bir hazırlık yapmak gerekiyor.

– GYİAD olarak bu dönemde planlarınız nelerdir?

GYİAD yeni yönetimi olarak Dönüşüm’ temasıyla projeler üreterek, Bireyin, Kurumların ve Toplumun Dönüşümüne katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu tema çerçevesinde bireysel dönüşümü ‘Kadın’, kurumsal dönüşümü ‘Dijital’, toplumsal dönüşümü de ‘Sanat’ başlıkları altında ele alarak projeler üretmeye devam ediyoruz.

İlkay Demirdağ’ın sezon trendlerini yakalayan kıyafetlerini keşfetmek için hemen tıkla.

Ayşen Zamanpur: ‘Her zaman büyük resme hakim olun.’

Hedefi ‘ Dünyanın en sevilen kaşmir markası olmak’  olan Silk&Cashmere markasının hikayesi 1992 yılında Ayşen Zamanpur ve ekibinin yola çıktığı Çin ziyaretiyle başlıyor. Fazlasıyla umut; macera, zaman zaman hayalkırıklığıyla dolu olan bu yolculuk Zamanpur’un pes etmeyen ruhuyla birleşince ortaya bir başarı hikayesi çıkıyor.

Ayşen Zamanpur stratejik ortaklıklarla Silk & Cashmere‘i  bugünkü noktasına ulaştırıyor ve  ulaşılamaz olduğu düşünülen kaşmirle ipeği tüketicilerle buluşturuyor. . İlk kez 1992 yılında Zürih’te mağaza açan marka, bugün 200 farklı satış noktasına ulaşmış durumda. İş hayatında asıl problemi bulup ona doğru çözümler üretmenin kişiyi başarıya götürdüğünü belirten Zamanpur’un röportajını okuyarak hedeflerine yılmadan koşarak neler elde edebileceğini öğrenebilirsin.

– İlk mağazanızı 1992 yılında Zürih’te açtınız ve kısa sürede marka dünyada 26 farklı ülkede 200 satış noktasına ulaştı. Başarınızla ABD’nin mükemmel girişimcilik ödülünü kazandınız. Başarınızın sırları neler?

Bu yıl 25.yılımız… Dile kolay…2012’de yeni neslin başlattığı  Rönesans’la kendini yenileyen  tüm dünyada online satışta ki büyük atılımıyla öne çıkan  kaşmir ve ipek gibi seçkin bir alanda niş bir alan yaratan ‘’kalite kalite kalite ‘’ diyen özgün bir markayız.

– İş hayatında kadın yönetici olmanın zorlukları neler?  Karşınıza çıkan zorlukları nasıl yönetiyorsunuz? 

Kadın veya erkek yönetici olmanın zorluklarını anlatayım.Ben kadın olmam nedeniyle bir farklılık yaşamadım.Yaşadıysam da cinsiyetimle ilgili olduğunu anlamadım herhalde ama bu ülkemizde kadın sorunu yok demek değil. Ülkemizde çok ciddi bir kadını dışlama durumu vardır. Sosyal yaşam siyaset ve iş yaşaminda kadın hak ettiği yeri alamamıştır.

Marka yönetmek şirket yönetmekten farklıdır. Şirketler kar amacıyla kurulur. Markaların ise daha büyük üst hedefleri vardır. Bu, marka değerini optimize etmektir. Bu çok uzun soluklu, 365 gün 24 saat koruyup kollamanız gereken el üstünde tutulması gereken, kardan çok daha önemli bir kavramdır. Bunun için sayısız konuya sürekli dikkat etmek gerekir.

Hepsini yapıyoruz demiyorum ama hepsini yapmak için elimizden gelenin en fazlasını yapıyoruz.

Güçlü, markasına inanan ve güvenen bir ekip. Ekiple, müşteriyle sağlam ve güçlü iletişim, her konunun detayını bilemeseniz de’’ Büyük resme’’ her zaman hakim olmak, yeniliklere açık olmak, dünyayı yakından izlemek, ne yaptığınızı neden yaptığınızı unutmamak, basınla yakın  sıcak sürekli ilişki, sosyal sorumluluğa hiç ara vermemek, tık ve yasal olmayı her şeyin üstünde tutmak, taviz vermemek, sektörünüzü  çok iyi tanımak bilmek, ürün yönetimini, mühendislik detayında etkin uygulamak, lojistiği  çağdaş uygulamalarla iyileştirmek güçlendirmek, konusuna hâkim, bilgili, çalışkan ekipleri korumak kollamak geliştirmek… Verimliliğin ve marka değerinin kısa vadeli yüksek satıştan önemli olduğunu anlamak ve anlatmak… Başlıcaları bunlar.

– Yaşamda ve iş hayatında karşımıza çıkan engelleri nasıl atlatabiliriz? Bir kaç ufak tavsiye paylaşabilir misiniz?

Sorunun ne olduğunu anlamak çok önemli. Gerçek sorun nedir? O zaman çözüm üretmek kolaydır. Ama maalesef iş yaşamında bazen bu güçtür. Kendiniz dışındaki nedenlerle örneğin siyasi etkenlerle, terör, savaş, kaybedilen turizm potansiyeli veya alınan yanlış yasalarla akşamdan sabaha değişen bürokratik uygulamalarla hiç elinizde olmayan nedenlerle kan kaybedersiniz. Bence işin en zor yanı budur. İşinizle ilgili hata yapmasanız da cezayı siz ödersiniz…

Siz elinizden geleni yaparsınız  ama yetmeyebilir. En üzücü olan budur..

O nedenle ben ülkemizde girişimcilerin dünyanın her yerinden daha esnek daha güçlü, daha  dayanıklı olması gerektiğini düşünürüm.

– Modayla ne kadar iç içesiniz? Dolabınızın vazgeçilmez parçaları neler?

Modanın tam göbeğinde, ortasındayım.Mecburen her şeyi herkesten önce görüyor, dokunuyor ve izliyorum.Ama kendi yaşamımda sürekli modayı takıp etmek kaygım da olmadı, vaktim de. Casual- şık tarzı severim. Effortless…En son çıkan modeli almaya çalışmam. Öyle bir vaktim de yok…Ama kaşmirlerimden asla vazgeçmem.Şallarımı çok severim. Her renk şala bayılırım… Şalsız asla… Güzel bir jean üstüne ipek bluz ve üstüne saf  kaşmir hırka bence dünyada en şık giysidir. Siyah dik yaka kaşmir kazak ve inci kolyeyle kimse boy ölçüşemez.

Her ortamda gözler fark eder… Grace Kelly demiş zaten;

‘’BANA KLASİK KAŞMİR  KAZAK VE  BİR SIRA İNCİ VERİN. HER ORTAMDA EN ŞIK BEN OLURUM… ’’

– Dolap uygulaması ile birlikte dolabınızı dönüşüme açtınız. Bu dönüşüme destek olma kararı nasıl ortaya çıktı? Aplikasyonumuzu nasıl buldunuz?

Giymediğiniz şeyleri değerlendirmek güzel bir girişimcilik fikri. Yolunuz açık olsun. Bizim 6 yıldır Diyarbakır’da kadın emeğini değerlendirmek için ipek şal üretimi projemiz var, çok gurur duyduğumuz… Gelirini ona aktaracağım.

– İnternet artık herkesin hayatının olmazsa olmazı. Dijitalleşme hakkında neler öngörüyorsunuz?

Biz de SC olarak online ’a çok  inandık. Oğlum Ferhat Zamanpur ’un üst yönetime katılmasıyla online vazgeçilmez şekilde atağa geçti. En hızlı büyüyen en çok gençler ulaştığımız en dinamik satış kanalımız oldu. Black Friday’ de  tek günde dünyada en çok kaşmir kazak satan marka biz olduk.

Çağımız dijital; Karşısında duramayacaksınız. Çünkü duramazsınız. Amerika’da online etkisiyle perakende de büyük bir dönüşüm yaşanıyor. Biz bunu erken fark ettik. Yurt dışındaki pek çok yabancı online sitesinde satılıyoruz su an. Hem de sezon fiyatıyla…

Ben de çok kullanıyorum..Linkedin’de özelikle çok aktifim..

Ayşen Zamanpur’un dolabını keşfetmek için hemen tıkla.

Dolap’ta Silk and Cashmere ürünlerini keşfetmek için tıkla.

Evrim Aras: ‘ Olumsuzluklar Karşısında Soğukkanlı Olun.’

27 yaşında Aras Kargo Genel Müdür’ü olan Evrim Aras ailesinden devraldığı şirketi; başarılı planlarla kısa sürede kurumsallaştırdı. Vizyonuyla  şirkete yepyeni departmanlar katan Aras; bugün CEO’luğunu yaptığı Aras Kargo’da kadın çalışanlara da fazlasıyla destek oluyor. Nereden gelirse gelsin olumsuzluklar karşısında soğukkanlılığımızı korumamız gerektiğinin altını çizen Evrim Hanım, kadınların iş hayatında daha fazla yer almasını istiyor.

Evrim Aras ‘ Güçlü İş Kadınları’ projesi kapsamında sorularımızı yanıtladı.

– Bir iş kadını olarak dünyada kargo sektöründe ilk kadın ceo’sunuz. Bu büyük bir sorumluluk. Başarınızın sırları neler?

Ülkemizde hatta tüm dünyada iş hayatında ve özellikle kargo sektöründe maalesef erkeklerin egemen olduğu, onların kurallarının geçer akçe kabul gördüğü bir sistem var. Bu sistem içerisinde var olabilmek, üst mevkilere gelebilmek kadınlar  için kısmen daha zor fakat imkansız değil. Devir değişiyor, algılar değişiyor… Kadınlar artık kendilerine tanınan imkanların ötesinde hayaller kuruyor ve bunun için mücadele ediyorlar. Kargo sektöründe bir çok tabuyu yıkarak önemli başarılar elde etmiş bir kadın olarak  üzerimdeki sorumluluğun her zaman farkında oldum ve tüm adımlarımı büyük bir özenle, dikkatlice attım.

Elbette herkesin iş hayatında başarıyı yakalamada farklı yolları, yöntemleri vardır. Benim elde ettiğim başarının temelinde öncelikle işimi çok sevmem yatıyor. Ayrıca bu güne kadar önüme çıkan hiçbir zorluk ve engel karşısında yılmadım, aksine daha da güçlendim. İşime dört kolla sahip çıkıp, kendimi sürekli yeniledim. İşin sırrı kendini tanımaktan ve bir işi başarabileceği inancını yitirmemekten geçiyor.

-İş hayatında kadın yönetici olmanın zorlukları neler? Karşınıza çıkan zorlukları nasıl yönetiyorsunuz? 

Kurucumuz Celal Aras’ın vefatının ardından Aras Kargo Yönetim Kurulu Başkanı olarak şirketin başına geçtiğim dönemde çeşitli çevrelerden kadın olarak bu yükü kaldıramayacağım düşüncesi omuzlarıma yüklenmişti. Bu bakış açısını yıkmak için yılmadım, hatta kadın bakış açımı avantaja çevirdim. Sahaya indim. Yapılamaz denilen bir çok şeyi yaptım ve bu işin üstesinden gelemeyeceğimi düşünen bir çok kişiyi yanılttım.  Tüm bu zorluklar ve beklenmeyen koşullar karşısında hiçbir zaman motivasyonumu bozmadım ve olaylara olumsuz taraflarından asla bakmadım. Yaklaşımın hep çözüm odaklı oldu. Elbette ekibime duyduğum güven de benim en büyük dayanak noktalarımdan biriydi.

-Yaşamda ve iş hayatında karşımıza çıkan engelleri nasıl atlatabiliriz? Bir kaç ufak tavsiye paylaşabilir misiniz? 

Nereden gelirse gelsin tüm olumsuzluklar karşısında soğukkanlılığımızı korumamız gerektiğine ve  vakit kaybetmeden çözüm sürecine girilmesi gerektiğine inanıyorum. Tecrübelerime dayanarak söylemeliyim ki üzülmek, telaşlanmak ya da düşüncelerimizi olumsuz yöne akıtmak sizere başarısızlıktan başka bir şey getirmeyecektir.

Kadınlarımıza vereceğim en önemli tavsiyem kendi değerlerinin farkına vararak hayallerine ve fikirlerine sahip çıkmaları ve bunları gerçeğe dönüştürme konusunda cesaretli davranmalıdır. Bundan on yıl sonra nerede olmayı istiyorlarsa, adımlarını da ona göre atmaları ve bunu yaparken asla pes etmemeleri çok önemli… Türkiye’de yaşayan kadınların her işin üstesinden gelebileceğine ve zorlukları aşabilecek potansiyeli barındırdıklarına inancım tam.

Kadınlar iş hayatında daha fazla yer almalı. Kadınlar için bütün gün evde oturmak doğasına aykırı. Kadın üretmek üzere kodlanmış, bunu inkar edip üretmiyorsan yaradılışına aykırı davranmış olursun. Bu  nedenle kabul edip, farkında olmak lazım.. Kadının doğurganlığı, üretkenliği sadece çocuk doğurmak üzerine değil.Fikir ve iş üretmek lazım

– Modayla ne kadar iç içesiniz? Dolabınızın vazgeçilmez parçaları neler?

Giyim tarzımda sadelikten yanayım. Kendime yakışan şekilde, vücut tipime uygun giyinmeye özen gösteriyorum. Dolabımın vazgeçilmezleri klasik kurtarıcı siyah elbise. Beyaz gömlek. Hafta sonu için daha spor  klasik jean üzeri gömlek, deri ceket tercih ediyorum.

-Dolap uygulaması ile birlikte dolabınızı dönüşüme açtınız. Bu dönüşüme destek olma kararı nasıl ortaya çıktı? Aplikasyonumuzu nasıl buldunuz?

Hayatımda her anlamda fazlalıklardan kurtulmanın insanı hafiflettiğine, özgürleştirdiğine inanan bir insanım. Bu nedenle giysi dolabımın da çok fazla kalabalıklaşmasından da hoşlanmıyorum. Ama bir yandan da her kadın gibi beğendiğim, içime sinen bir giysi, çanta, ayakkabı olduğunda alıyorum. Bunların içinde severek aldığım ama bir türlü yeri gelip kullanmadığım, veya çok az kullandıklarım oluyor. Dolabımdaki ayırdığım bu parçaları nasıl değerlendirebilirim diye araştırırken uygulamanızı keşfettim. Tam da bu anlamda ihtiyaçları karşılayan, kolay kullanımlı, kullanıcı dostu bir uygulama olmuş.

– İnternet artık herkesin hayatının olmazsa olmazı. Dijitalleşme hakkında neler öngörüyorsunuz?

Teknoloji ve dijitalleşme artık hayatımızın her alanına girmiş durumda. Özellikle iş hayatında istisnasız tüm sektörler için dijitalleşme olmazsa olmaz. Aras Kargo’da da 2007’den bu yana bütün sistemlerimizi yenilemeye başladık. El terminallerine ciddi yatırım yaptık. Alt yazılımı yeniledik. Yatırımımızın büyük bir kısmı araç yenileme, el terminalleri, yazılım, konveyör sistemleri gibi teknolojileri kapsadı. Daha sade, teknolojiyi kullanan, dinamik ekip için çalışıyoruz. E-ticaret, alışverişte her geçen gün daha ön plana çıkıyor. Bu bizim sektörümüzü de büyüten bir durum. E-ticarete paralel olarak bizim de hacmimiz büyüyor. Bu değişime ayak uyduracak yatırımları yapmak çok önemli.

Evrim Aras’ın dolabını keşfetmek için tıkla.

Burcu Geriş: ‘ Başarısızlıklardan Yılmadan Yoluna Devam Et! ‘

Aynı anda hem genç hem anne hem başarılı bir CFO hem de sıkı bir moda tutkunu olmak mümkün müdür sorusunun kafanda dönüp durduğunu biliyoruz. Eğer bu konuda tereddütlerin varsa  TAV’ın CFO’su olarak iş dünyasında güçlü adımlar atan ve 2015 yılında Dünya Genç Küresel Liderler listesine giren Burcu Geriş’le tanışmamışsın demektir.

Burcu Geriş’le yaptığımız röportajı okuyarak aynı anda hem stil konusunda ilham veren bir moda tutkunu hem de çok güçlü bir iş kadını nasıl olabilirim sorusunun cevabını bulabilirsin.

– TAV CFO’su olarak iş dünyasında başarılı bir yere sahipsiniz. Aynı zamanda 2015 yılında Genç Küresel Liderler listesine girdiniz. Başarınızın sırları neler?

 

Çok teşekkürler, bu soru alanında başarılı insanlara çok sorulur ve farklı cevaplar beklenir, kimsenin keşfetmediği bir püf noktası, bir sır, bir kısayol…Ama ben yine de klişe de olsa aynı cevabı vereceğim: çalışmak, çalışmak, çalışmak…Tabi bu çok genel bir ifade ve genç arkadaşlarımdan kariyerlerinin başında < Neye yönelmeliyim?> <Ne yapmalıyım?> gibi bir çok soru alıyorum. Onları tabi ki elimden geldiğince yönlendirmeye çalışıyorum ama başarının tanımı ve yolu herkes icin farklıdır. Herkesin hikayesi, yol ayrımları farklıdır. Önemli olan belirlediğimiz hedefler için çok çalışmak ve başarısızlıklardan yılmayarak yola devam etmek.

– İş hayatında kadın yönetici olmanın zorlukları neler? Karşınıza çıkan zorlukları nasıl yönetiyorsunuz?

Kadın yöneticiler iş hayatında bir çok önyargı ve haksızlıkla karşılaşabiliyor. Kendi adıma bu konuda şanslı olduğumu söyleyebilirim, çalıştığım kurumlarda böyle bir ayrımcılıkla karşılaşmadım. Ancak benim birebir yaşamamış olmam böyle bir sorunun varlığını ortadan kaldırmıyor. Aslında bu sadece Türkiye’de değil global düzeyde bir sorun. Kadınlar işyerinde terfi ve maaş eşitsizligine, mobbinge maruz kalabiliyorlar. Ayrıca kadın yöneticilerin hemcinslerine iş hayatında yeteri kadar destek olmadığını, erkeklerde olan abi-kardeş dayanışmasının kızkardeşlik düzeyinde yeterince varolmadığını da hissediyorum. Duygusallık, kıskançlık, rekabet gibi duygular araya girebiliyor. Son olarak annelik-iş hayatı dengesini kurma konusu var ki burada da devletin ve işverenlerin çocuk bakımı ve kreş imkanları, çalışma saatleri gibi konularda vereceği destek çok önemli. Arttırılacak imkanlarla kadın yöneticilerin oranının artmasına fırsat da doğacaktır.

– Yaşamda ve iş hayatında karşımıza çıkan engelleri nasıl atlatabiliriz? Birkaç ufak tavsiye paylaşabilir misiniz?

Bu konuda benim tavsiyem pozitif olmak. Hem kendimiz pozitif olup, hem de etrafımızı pozitif, bizi aşağı degil yukarı çekecek insanlarla çevrelersek her türlü engelin üstesinden gelebiliriz diye düşünüyorum. Sürekli halinden şikayet etmek ve dedikodu yapmaktansa sizi destekleyecek, şevklendirecek, zorluklar karşısında yılmamanızı sağlayacak aile bireyleri, arkadaşlar ve mentörlerle etrafınızı çevrelemenizi öneririm.

– Modayla ne kadar iç içesiniz? Dolabınızın vazgeçilmez parçaları neler?

Modayla ilgilenmeyi çok seviyorum, bu kendimi bildim bileli böyleydi, ortaokulda bile bir gün öncesinden ertesi günün kıyafetlerini hazırlar birbirine uydururdum. Boğaziçi’nde okurken kısıtlı öğrenci bütçemle Ulus pazarından alışveriş yapardım, Herkes üzerimdekileri çok beğenir, nereden aldığımı sorardı. Sonra kendi paramı kazandıkça modaya olan ilgimi high-street markalarla özellikle çanta, ayakkabı ve anahtar ürünlerde tasarım marka ürünleri kombinleyerek geliştirdim. Hatta modaya olan bu tutkumu Instagramdaki @burcugeris sayfamda #burcusmirrormoment hashtagi altında paylaşıp kombin fikirleri veriyorum. Hatta dolabın karşısında <Ne giyicem?> diye düşündüğüm günlerde veya seyahat için bavul hazırlarken kendim bile bazen geri  dönüp bu kombinlerimden ilham alıyorum. Dolabımın vazgecilmez parçaları trenchcoat, siyah elbise (Little Black Dress), kalem etek, siyah cigarette pantalon, güzel kesimli bir jean, beyaz gömlek, deri ceket, beyaz tshirt ve stilettolar.

– Dolap uygulaması ile birlikte dolabınızı dönüşüme açtınız. Bu dönüşüme destek olma kararı nasıl ortaya çıktı? Aplikasyonumuzu nasıl buldunuz?

Biz kadınlar dolaplarımızdaki parçaların %80’ini giymiyoruz. Ya zevklerimiz değişiyor ya bedenimiz, ya da  o sezon aldıklarımızı giyip diğerlerini unutuyoruz. Dolaplarımızı dönüşüme acmak, dolaplarda atıl duran kıyafetlemizin doğru ellerde değerlenmesini sağlamak israfı önlemek, uygun fiyata çeşitli ve modaya uygun giyinmek ve ekonominin canlanması açısından çok onemli. Dolap.com aplikasyonunu çok beğendim, çok pratik ve kullanıcı-dostu buldum.

– İnternet artık herkesin hayatının olmazsa olmazı. Dijitalleşme hakkında neler öngörüyorsunuz?

Dijitalleşme yaşadığımız hayatın bir parçası ve kaçınılmaz bir olgu. Kullanıcıları dijital ortamda biraraya getiren Uber, Airbnb, eBay, dolap.com gibi platformlar geleneksel iş modellerinin yerini alıyor ve pazarın değişmesini, gelişmesini, büyümesini sağlıyor. Aynı anda ve tek bir tuşla yüzbinlerce, hatta milyonlarca kişiye ulaşma imkanı paha biçilemez ve bundan doğru şekilde faydalanmak da bizim elimizde.

Burcu Geriş’in dolabını keşfetmek için hemen tıkla.

Bilgen Aldan: ‘ Ekosistem kurmaya çok inanıyorum.’

Türkiye’nin en büyük internet portalı Mynet’in CEO’su Bilgen Aldan markanın tüm internet hizmetlerini ve içerik servislerinin yönetim süreçlerinden sorumlu. Başarısının temelinin ‘İyi bir ekip’ kurmaya dayandığını belirten Aldan Dolap.com’un ‘ Güçlü İş Kadınları’ projesi kapsamında sorularımızı yanıtladı.

– Mynet’in tüm internet hizmetleri ve içerik servislerinin yönetimine bakıyorsunuz. Aynı anda bu kadar geniş bir alana bakmak için neler yapıyorsunuz? Başarınızın sırları neler?

İyi bir takımla çalışıyorum, zaman yönetimini iyi yapıyorum diye düşünüyorum. Gerektiği her yerde ekosistem kurmaya çok inanıyorum. Kazan – kazan prensibiyle çoğu şey başarıya ulaşıyor. Her gün bir şeylerin değiştiği internet dünyasında yeniliklere açık ve sıkı bir takipçi olmak da bence de çok önemli.

 

Okumaya devam et