Yaz Aylarında Nasıl Beslenmeliyiz?

Günler uzadı ,aktiviteler arttı, sosyalleşme en üst seviyeye taşındı. Durum böyle olunca da diyeti bir kenara bırakıp bol bol kaçamak yapmak da beraberinde geldi. Peki bu ufak kaçamaklarla tüm kış boyunca verdiğimiz emeği harcamak ne kadar doğru? Tatillerden kilo almadan nasıl dönebiliriz? Ya da yaz döneminin başlangıcına gelen Ramazan’da nasıl beslenirsek sağlığımızı koruyabiliriz?

Tüm bu soruları Okan Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik mezunu , ” Burcu Salbacak Beslenme ve Diyet Merkezi” nin kurucusu Burcu Salbacak’a sorduk.

İletişim bilgileri :
0538 235 09 00
Online danışmanlık da veren Burcu’ya aşağıdaki mail adresinden ulaşabilirsin: [email protected]

Okumaya devam et

Dolap ve Geleceğe Işık Tut’tan ‘Minik Ayaklar’ Projesi

Geleceğe Işık Tut ve Dolap bu kez minikler için güçlerini birleştiriyor! Bugünün küçükleri yarının büyükleri mottosunu da arkamıza alıp 23 Nisan’da çocuklarımızı mutlu etmek için yola çıktık. İhtiyaç sahibi binlerce öğrenciye kabandan kırtasiyeye kadar pek çok şey ulaştıran Geleceğe Işık Tut projesi Çiğdem Kaplan ve Ezgi Dilan Yüksel tarafından yönetiliyor. Kendi imkanlarıyla projeler yürüten Kaplan ve Yüksel sosyal medya sayesinde bugün binlerce kişiye ulaşıyorlar. ( Geleceğe Işık Tut instagram hesabını takip etmek için hemen tıkla. )

Okumaya devam et

Küçük Değişimler Büyük Dönüşümlere Olanak Sağlar

Psikolog Elif Ersoy bugün eğitimini aldığı dalda başarıyla ilerliyor. Psikologluk Aile Danışmanlığı ve Yazarlık yapan Elif bunun yanı sıra Çocuk – Ergen ve Yetişkin terapileriyle de dikkatleri üzerine çekiyor. Tüketimin hızla arttığı dünyada küçük yaşlardan itibaren  tasarruf bilincinin oturtulması da gelecek nesiller için büyük önem taşıyor. Sevgili Elif kaleme aldığı `Küçük Değişimler Büyük Dönüşümlere Olanak Sağlar`  yazısında ebeveynlerin tüketim alışkanlıklarının çocukları ne yönde etkilediğini anlattı. İşte detaylar…

Okumaya devam et

Bu Yaz Ziyaret Etmeniz Gereken Rotalar

Boğaziçi Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği bölümünden mezun olan Gülşen Güler Uyan şu sıralar dünyanın farklı rotalarını keşfetmekle meşgul. Lviv’den Kenya’ya Kenya’dan Meksika’ya kadar harita üzerindeki bütün renkli yerleri ziyaret eden ve her seyatinden en ilginç detayları instagram hesabıyla birlikte https://kirmizivalizyollarda.com/ adresinden paylaşan Gülşen mutlaka ziyaret etmemiz gereken dört farklı rotayı bizim için kısa kısa kaleme aldı.

Okumaya devam et

Dolabını Renklendirmeye Hazır mısın?

Haftanın rengİ: Kırmızı

Renklerin duygularımızın yanı sıra eylemlerimizi ve karşımızdaki insanların bize olan hareketlerini etkilediğini biliyor muydun? Evet, siyahın her zaman asil olduğunu kabul ediyoruz ve siyah küçük elbisenin her daim kurtarıcı parça olduğunu da ancak renklerin hayatımızın üzerindeki olumlu etkisini de inkar etmiyoruz.

.Siyahları ve koyu renkleri bir kenara bırakıp Dolap’la beraber renkli bir stile sahip olmaya ne dersin ?

Cevabın < Evet > ise seni dolabını renklendirmeye davet ediyoruz. Her ayın 1. ve 3. haftası bir renk belirliyoruz ve seni Dolap’ta bu renkte en çok beğendiğin ürünü instagram hesabımız üzerinden ‘#dolabınırenklendir’ hashtag’i ile bu ürünü paylaşmaya davet ediyoruz.  Paylaştığın ürünle çekiliş listemize girebilir,  yapılacak çekilişi kazanarak Dolap’tan beğendiğin ürünün kapına ücretsiz bir şekilde gelmesini sağlayabilirsin.

Okumaya devam et

Dolap Elçilerinin Avantajlı Dünyasıyla Tanış

Ayrıcalıklarla dolu ‘Dolap Elçileri’ programımız başladı!🎉 ‘İnternetten nasıl para kazanırım?’ diye merak mı ediyorsun ya da evde yapılabilecek ek bir iş mi arıyorsun o zaman hazır Dolap’ta satış yapıyorken bunu ek işe çevirebileceğin ve evden para kazanabileceğin yepyeni programımız tam da sana göre!

Peki nedir bu Dolap Elçisi? 🤔

İlk günden beri birlikte büyüdük ve avantajları hak ettik. Dolap Elçileri programımızda iyi satış yapanları çeşitli avantajlarla tanıştırmayı onlardan bilgilerini yeni dolap üyeleriyle paylaşıp dolap dostluğunu kuvvetlendirmelerini istiyoruz 😍

Bu programda belirli hedefleri tamamlayarak elçi statülerini yükseltebilecek evde internetten satış yaparak birbirinden farklı avantajları elde edebileceksin. Senin için belirlediğimiz ufak ama eğlenceli hedefleri yerine getirerek ayrıcalıklar dünyasına Bronz Elçi olarak girebilir ve sırasıyla Gümüş Elçiliğe oradan da Altın Elçiliğe yükselebilirsin 🚀 Ya da zaten şu ana kadar yaptığın satışlarla elçiliklerden birini elde etmeye hak kazandıysan ve tek yapman gereken programa başvurmak.

İşte adım adım Dolap Elçileri ve kazandırdıkları:

Bronz Elçi  ♕

Bronz Elçi olabilmek için koşullar neler? 

– Dolabında 10 ve ya daha fazla sayıda onaylanmış ürün olmalı.

– Satıcı değerlendirmen en az 4 yıldız olmalı ya da hiç değerlendirme yapılmamış olmalı.

Bronz Elçi olmanın getirdiği avantajlar neler:

Satışlarında %10 komisyon indirimi

– Dolap’a davet kodunla getirdiğin her üyenin ilk 5 satışından %5 kazanç.

Gümüş Elçi  ♕

Gümüş Elçi olabilmek için koşullar neler? 

– Dolabında 20 ve ya daha fazla sayıda onaylanmış ürün olmalı.

– Satıcı değerlendirmen en az 4 yıldız olmalı ya da hiç değerlendirme yapılmamış olmalı.

Gümüş Elçi olmanın getirdiği avantajlar neler:

Satışlarında %10 komisyon indirimi.

– Dolap’a davet kodunla getirdiğin her üyenin ilk 5 satışından %5 kazanç.

– Profil resminin hemen üzerinde gümüş bir taç.

Altın Elçi  ♕

Altın Elçi olabilmek için koşullar neler?

– Dolabında 30 ve ya daha fazla sayıda onaylanmış ürün olmalı.

– Satıcı değerlendirmen 5 yıldız olmalı.

Altın Elçi olmanın getirdiği avantajlar neler:

Satışlarında %20 komisyon indirimi

– Dolap’a davet kodunla getirdiğin her üyenin ilk 5 satışından %5 kazanç.

– Profil resminin hemen üzerinde altın bir taç.

Cansu Canan Özgen: ‘ Yapabilirsin, bunu en iyi sen biliyorsun! ‘

Güzelliğe eşlik eden derin bir tarih bilgisi, hayatta yaşanılan olaylara sorgulayarak yaklaşma, tarafsız bakış açısı ve başarılı bir spikerlik öyküsü … Cansu Canan Özgen’in derin dünyasını anlatan yüzlerce tanımdan sadece bir kaç tanesi.Maden mühendisliğinde başlayan kariyer yolculuğuna bugün Habertürk’te sunduğu ‘Öteki Gündem’ programıyla devam eden Cansu son kitabı Türklerin Serüveni’yle de tarih meraklılarını geçmişte bilgi dolu bir yolculuğa çıkartıyor.

Hayallerinin arkasında koşan ve bu hayallerin gerçekleşmesi için çok çalışan Cansu Canan Özgen genç kızlara çalışarak her şeyin yapılabileceği konusunda da ilham oluyor. Yalnızca bakan değil gören, görmekten öteye geçip çevresindeki her şeye bir katkıda bulunan başarılı spiker Dolap’ta satışa çıkardığı kıyafetlerinden elde ettiği geliri de Doğu’da kız çocuklarının eğitimine katkıda bulunmak için bağışlıyor.

Buraya tıklayarak Cansu’nun dolabını keşfedebilir aşağıdaki röportajı okuyarak ilham alabileceğin yanıtlarla dolu sohbetimizi okuyabilirsin.

– Maden Mühendisliğinden Spikerliğe geçiş… İki farklı dünya. Bu geçiş nasıl oldu?

İki sektör arasında çok aşırı fark yok aslında. Bilgili olmak, titiz bir iş çıkartmak, çok çalışmak, çalışırken de öğrenmek gerekiyor. Mühendislikte verilen matematik eğitimini ekranda muhakeme gücü olarak kullanıyorum. Yani muhakeme kesin ve net… İki sektörde de yanlışa, ihmale hiç yer yok. Üstelik madende yanlış yaparsanız galeride sıkışır kalırsınız, hatta daha kötüsü…

-‘Öteki Gündem’ programı reytinglerde de üst sıralarda. Başarınızın arkasındaki noktaları bizimle paylaşabilir misiniz?

Dediğim gibi, mühendislik eğitimi genel perspektif kazanmak ve uygulamakta çok yararlı. Matematik titizlik ve net muhakeme yapmak, bir de bilgi tabii ki… Programlara birer proje olarak bakıyorum… Diyelim 8 bin metrede maden cevheri var…. Nasıl ve hangi şartlar ve etkilerle buraya ineceğiz, nasıl kazacağız, cevheri nasıl çıkartacağız ve en önemlisi sağ salim, cevherle ve görevi başarmanın mutluluğu ile yeryüzüne nasıl döneceğiz. Dünya ve Programlar bizim malımız değil, kiracıyız…  Bakınca hemen her TV stüdyosuna bir masa iki sandalye, bir spiker, bir-iki konuk… ortaya da birkaç kitap koyunca ‘Öteki Gündem’ olur, sanılıyor… Ama olmuyor, olmaz.

-Konuklarınıza cevabını bilmediğiniz hiçbir soruyu yöneltmediğinizin altını çiziyorsunuz. Her programa ortalama 20 makale yazısı okuyarak ve konuyla ilgili dört kitap bitirerek hazırlanıyorsunuz. Kitap okumanın gelişmiş bir insan olma yolunda nasıl katkılar sağladığını biraz anlatabilir misiniz? Kitaplarda ne buluyorsunuz?

Kitaplar, keşfedilmeyi bekleyen hazineler gibi. Merakla elimize alıyor ve bilgi susamışlığımızı gidermeye çalışıyoruz. Acaba içinde ne var ? En çok da, az bilineni ya da hiç bilinmeyeni keşfetme arzusu… Ayrıca kendim için değil, izleyicilerim için de okuyorum. Onlara, konuklarım üzerinden bilgi sunmakta aracılık görevim var. Bilgimiz, gücümüzdür.

-Tarih üzerine yazdığınız kitaplarınız da var. Tarihe olan bu ilginiz nereden geliyor?

Çok temel bir merak… Bugüne ulaştık da… nasıl ulaştık ? Zamanda ilerlemek için, zamanın öncesine de gitmek gerekiyor… Mesela Viyana kuşatmasına daha ağır ve daha fazla topla gidilse acaba sonuç farklı olur muydu ?

Aslında insanlik tarihinin başladığı ilk andan itibaren insanlar hep ayni seyleri yaşıyorlar dönemlerinin gerektirdikleriyle ,zamanın teknolojisiyle..tarih bilmek ,günü daha iyi anlayıp yorumlamak ve bununla bağlantı kurarak gelecek için öngörü oluşturma sanatıdır..kahin olmaya gerek yok iyi tarih okuması yaptığınızda hersey apaçık ortada ..ben puzzle gibi tarih okumaları yapmayı çok detay olarak görülen şeyleri güncele çekmeyi çok seviyorum.Bu aslında bir hobi gibi bu isten zevk almak lazım..

-Bir tarih meraklısı olarak eminim siz de bu soruları kendinize sormuşsunuzdur..Geçmişte gitme imkanınız olsaydı hangi tarihi liderle söyleşi yapmak isterdiniz?

Peygamberimiz Hazreti Muhammed ile konuşabilmek şansına ermek müthiş birşey olurdu. Konuşma da değil uzaktan görmek, tanıklık etmek yeter.

Sonra Fatih Sultan Mehmet’e soru: Kudretlü, velinimetim padişahım efendim hazretleri, bana Kızılelma’yı anlat, şevketlü, kerâmetlü Padişahım… Padişahlara hitabın bir protokolü var. Kızıl Elma, Türklükle başlayan bir sonsuz hedeftir. Fatih için Kızıl Elma, Roma’nın fethidir.

Ve tabii ki Büyük Atatürk ile sohbet…

Fatih’in Istanbul’a giriş sahnesi ve Sultan Alparslan’ın Malazgirt Ovası’nda ordusuna yaptığı o muazzam konuşmaya şahitlik etmek isterdim

-Yukarıda da belirttiğimiz gibi cevabını bilmediğiniz hiçbir soruyu konuklarınıza sormuyorsunuz. Peki gerçek hayatta hala cevabını aradığınız bir soru var mı ? Varsa nedir?

Her gün… dünden daha iyi bir insan nasıl olurum ? Hayatlarımızda mükemmelliği sağlamak ve sürdürmek zorundayız.

– Sizce iş dünyasında ve programınızın başarıyı yakalamasında güzelliğinizin bir avantajı var mı? Yoksa toplum olarak hem güzel hem de akıllı bir kadını başarıya giden yolda görmek mi ilgiyi arttırıyor?

Bedenlerimiz içinde de kiracıyız ! Aklımız, becerimiz, sağlığımız ve bedenimiz, bize emanet verilmiştir. Onları hak etmek, korumak da bir sorumluluktur. Ayrıca her kadın güzeldir. Her kadın akıllıdır. Bizler kızkardeşleriz. Kızkardeşlerimizin cesaretini ve özgüvenini artırmak, desteklemek önemli. Kadın dayanışması şart.

-Globalleşen dünyada kadının her ne kadar daha fazla aktif rol oynadığı söylense de aslında işin iç yüzünün pek öyle olmadığını biliyoruz. Hala başarılı iş kadını yerine başarılı iş adamı kavramı daha çok kullanılıyor. İş hayatında bir kadın olarak yaşadığınız zorluklar var mı ? Varsa nasıl başa çıkıyorsunuz?

İş adamı ya da Bilimadamını cinsiyetçi anlamda  görmüyorum. Genel bir terimdir. Bu tür şekilci ve kozmetik ayrıntıya çok da takılmamak lazım. Önemli olan şu: İşyerine, iş ortamına girince kadın-erkek yerine ‘insan’ görmek önemli. Kadınlar için pozitif ayrımcılık, evet önemli ve gerekli. Ancak bu, kadınların işi beceremediği için kayırıldığı anlamına gelmemeli. Çalışıyorsa, başarıyorsa, bunun kadını-erkeği yok. Fırsat eşitliği sağlansın, eşit şartlar sağlansın ve iyi olan kazansın.

-Programda her konuya taraf tutmadan objektif bir şekilde değiniyorsunuz. İnsanoğlu olarak bu aralar en çok ihtiyaç duyduğumuz şey biraz tarafsızlık biraz da empati. Dünya olarak nasıl daha tarafsız olabiliriz? EQ’muzu nasıl arttırabiliriz?

Aaaaah işte kadınlık burada önemli… Doğal sevgimiz şefkatimiz, annelik duygumuz burada öne çıkıyor. Dünya kadınlar olmadan olmazdı. Ve Dünyada adalet ancak kadınlarla mümkün. Kadın adildir, şefkatlidir.  Erkeklerin ego ve hormonlarla raydan çıkardığı dünyayı toplamak kadınlara düşüyor. Erkekler kadın duyarlığını örnek alırlarsa, daha mükemmel olurlar.  İnsan duyarlığının kaynağı, kadındır.

-Bir günlüğüne masanın öteki tarafına geçecek olsanız ve sorular size yöneltilecek olsa bu soruları size kimin yöneltmesini isterdiniz? Neden?

Halil İnalcık Hocaya yetişemedim maalesef. Bilgisi deryaları aşardı. Neyse ki çok eser bıraktı ve ekranda olmasada kendisinden ilham alma fırsatım oldu .. Onun bıraktığı noktadan sürdürmek lazım.

-Gece yarısını aşan program saatleri hızla yükselen bir kariyer ilgi duyulan bir alan üzerine yazılan kitaplar yapılan araştırmalar bir yana özel hayatınıza arkadaşlıklarınıza ve spora da vakit ayırabiliyorsunuz. Her şeye nasıl yetişebiliyorsunuz bir formülü var mı?

(Gülüyor) Haftanın sadece 7 gün olmasına seviniyorum. Ya 8 olsaydı, mahvolurdum…. Teknolojiyi çok seviyorum. Akıllı bilekliklerim, telefonlarım ve ben, hep birlikte zamanı idare ediyoruz. Önce uykuya zaman ayırıyorum. Onu aradan çıkarttıktan sonra da herşey önem sırasına giriyor. Zamanı doğru planlamak ve ruhunu yavaşlatmayı bilmek önemli ben bunları iyi yapabildiğimi düşünüyorum.

-Dolap olarak her kadının içinde bir lider barındırdığına inanıyoruz. Bir kadının içinde saklı elması ortaya çıkarması için neler yapması gerekiyor? Kabuğundan nasıl sıyrılabilir?

Cesaret ve Özgüvenle ! Çevresel toplumsal algılar birilerinin bir şeyleri yapamazsın demesine kulak asmadan zihnimizin ve korkularımızın bizi yönetmesine izin vermeden başarılı olurlar ..Bir kadının kendi içindeki yolculuğu,ruhsal tekamülü ve hisleri çok önemli ve asla hafife alınmayacak kadar güçlü.Biz kadınların ne istediğine gerçekten karar verdikten sonra yapamayacağı hiçbir şey yok ..yeter ki kendini keşfetmeyi kendine değer vermeyi ve etrafından nasıl etkiler gelirse gelsin kulak asmamayı öğrensin bir kadın..bundan sonrasında bir kadını hiçbir şey durduramaz..Her kadın kafasına koyduğu gerçekten istediği her şeyi yapar. Bazısı daha cesurdur hemen yapar bazısının zamana ihtiyacı vardır ama illaki kadın kafasına koyup gerçekten istediği herseyi gider ve alır ..

-Toplumda kadın olarak sesimizin duyulması için öncelikli olarak kendi cinslerimize destek vermemiz gerekiyor. Siz bunun için neler yapıyorsunuz? Kadın kadına dayanışmanın önemi hakında neler düşünüyorsunuz?

Bizler Kızkardeşleriz… Kızkardeşlik kavramını yayalım. Türkiye’nin 10 büyük dünya ekonomisi içinde yer alması için kadınların sosyal hayata, günlük hayata, ekonomiye katkısının daha da artması gerekiyor. Tek kanatla Türkiye uçamaz. Kanatlar, kadın ve erkek kanatları birlikte çırpacak, ki yükselelim.

-Spikerlik konusunda sizden sonra gelen genç nesiller arasında örnek gösterileceğinize eminiz. Peki siz dünyada kimleri beğenerek takip ediyorsunuz?

Teşekkür ederim. Layık olmaya çalışıyorum… Batılı televizyonlarda 20 yıl ve ötesinde tecrübeli kadın spikerleri, anchorwoman, moderatör ve yorumcu olarak görürsünüz. Orada bilgiye ve tecrübeye saygı var. Kozmetiğin ötesinde, bilgisini tecrübesini konuşturan televizyoncular, medyacılar… Olunca öyle olmak lazım. Ekran, kozmetikle gitmez.

Megyn Kelly ve Oprah Winfrey hem çok beğeniyorum hem de tarzıma çok yakın buluyorum.

-Modaya ilgili gibi görünüyorsunuz. Kendinizi içerisinde en iyi hissettiğiniz kıyafetler neler?

Evet kıyafetle aramda bir duygusal bağ kurmaya çalışırım. Kıyafetin en değerlisi, içinde kendimizi iyi hissettiklerimiz. Güzel anıları, başarıları, zaferleri  hatırlatan kıyafetlerim de benim için çok değerlidir. Özel bir kıyafet olması gerekmiyor. Jean ve tişört giydiğim gün benim için başarılı ve güzel bir günse, o kıyafet sonra o özel zamanın hatırası olarak önem kazanır. O hatırayı artık o giysi taşır. Böyle güzel hatıraların sayısı arttıkça, sevdiğiniz kıyafetlerin de sayısı artıyor 🙂

Sunu da söylemek  gerekir ama günlük hayatta hatta yayında bile neredeyse sıfır makyaj yapıyorum,ve rahat kıyafetler tercih ediyorum ..

-2. el hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizi dolap açıp dönüşüme katılmaya teşvik eden faktörler neler oldu?

İkinci el müthiş birşey… Şişeleri kağıtları plastiği geri dönüştürelim- diye uğraşırken giysileri ihmal etmek, akıl dışı. İkinci el ‘eski’ değil. Sadece bizim için ilk önemini ya da önceliğini yitirmiş giysilerin bir değiş-tokuş alanı.  Giysiden sıkıldığımız zamanlar oluyor..

(Gülerek) Tabii bazen de giysiler durup dururken, dolapta asılı durduğu halde garip biçimde daralıyor, küçülüyor ve içine giremiyoruz …Aman kilolara dikkat! Sağlık için dikkat.

Ve çaresi, işte ikinci el. Hazır giyim teknolojisinin geldiği aşama da bunda etkili. Bir kuru temizleme ile giysi yepyeni oluyor. Giysiyi nereden ya da hangi fiyata aldığınız değil, üzerinizde nasıl durduğu önemli. Million dollar look  – diye bir terim var. Milyon dolar gibi görünüm… Fiyat değil, şıklığı, işlevi, uyumu, sağlığı, mükemmelliği, içinde ne hissettiğiniz, ne yansıttığınız önemli. Hem sık sık gardrop değiştirmek bu şekilde daha kolay.

-Uygulamalar artık hepimizin hayatında etkin bir rol oynuyor. Dijitalleşme hakkında neler öngörüyorsunuz?

Bayılıyorum.. İnsanlar için robot parçaların çıkmasını sabırsızlıkla bekliyorum. Akıllı telefonlarım ve bilekliklerim ve saatim var… Bazen ben onları, bazen onlar beni yönetiyor. Otomobilim dijital oyuncaklarımla uyumlu… En son merakım, kulaklıkla müzik dinleyerek yüzmek. Havuzun içinden hoparlörle müzik denedim, sonuç alamadım. Şimdi su içinde çalışan kulaklıklarım var.  Günlük spor sürelerim müzik dinlediğim için uzamaya başladı. Yüzerken telefonum çalarsa cevap vermiyorum ama !

– Başarılı olmak isteyen kadınlara ilham verecek bir şey söylemek isterseniz bu ne olurdu? 

Hadi kızım git ve al ,yapabilirsin bunu en iyi sen biliyorsun !!

Selcan Güleryüz: ‘Güçlü Kadın, Mutlu Kadın.’

‘Güçlü Kadın, Mutlu Kadın’ mottosuyla bildiklerini etrafındaki tüm kadınlara öğreterek başarıya giden yoldaki birikimlerini herkesle baylaşan Selcan Güleryüz  Türkiye’nin ‘En Başarılı Network Lideri’ olarak dikkatleri üzerine çekiyor. 19 yaşında çalışma hayatına adım adan Güleryüz; turizm ,iletişim ve toptan satış gibi farklı alanlarda aktif rol aldı.

Bugünlerde ‘Güçlü Kadın Mutlu Kadın’ isimli kitabının raflarda yerini alması için son hızla çalışan Selcan Güleryüz kadınların neden çalışması gerektiği , neden güçlü olması gerektiğiyle ilgili bize ve etrafındaki herkese ilham veriyor.

Dolabını dönüşüme açan Selcan Hanım satışlardan elde edeceği geliri de kız çocuklarının eğitimine destek olan Türk Eğitim Vakfı’na  bağışlıyor.

– Turizm ve Otelcilik Lisesi mezunusunuz. Üniversiteye başlayıp bitirecek bir zamanınız olmamış ancak kariyerinize baktığımızda doğrudan pazarlama alanında kendi emeğiyle yükselen ve çok başarı yakalayan bir insansınız. İnsanlara ilham oluyorsunuz. Sizi başarılı kılan nedir ?

Bu dünyaya sadece kendimiz için gelmediğimizi düşünüyorum .İnsanlara faydalı olabilmek, bildiklerimizi öğretmek her bireyin görevi bence…Ben de sadece başkalarına faydalı olabilmek ,bildiklerimi paylaşmak için çalışıyorum…Doğrudan satış işi insana dayalı bir iş olduğu için insanların hayatlarının değişmesine yardımcı olmak, manevi hedeflerle çalışmak başarımda en etkili sebepler …

– Eğitimin ve başarının yalnızca  dört duvar arasında olmadığının kanıtısınız. Ayrıca evde çocuğuna bakarken de bir iş alanı yaratıp kariyer yapılabileceğinin de … Kadınlara bu konuda hep destek oluyorsunuz. İş hayatında ya da özel hayatta kadının kadına verdiği desteğin önemini bize anlatabilir misiniz? 

Kadınların birbirine destek olması , birlikte başarmak için omuz omuza çalışması hep hayalimdi.. Maalesef hayalimde kaldı… Ama bunun hayallerde olmadığını göstermek için hala mücadele ediyorum . Kıskançlık en büyük sorun kadınlar arasında .. Bence çok saçma ve gereksiz… Keşke birbirine destek olarak yol alsalar. İnanın başaramayacakları hiç birşey yok … Birbirlerine destek olmaları çok önemli ama bunu yapabilen  kadın azınlıkta … Azda olsalar iyi ki varlar … İyiliğe ,güzelliğe dair umudumuz onlar …

– ‘ Çalışan kadın mutludur’ sizin sloganlarınızdan biri. Sizce bir kadın kendisi için en doğru işi nasıl seçebilir?

Ailesini ve çocuklarını ihmal etmeden çalışabileceği bir işe odaklanmalı…Ülkemizde maalesef buna uygun iş seçeneği çok fazla yok … Bu yüzden her geçen gün girişimci kadınlar artıyor , evden yapabilecekleri işler üretiyorlar…2.el satış da bunlardan biri …

– Kadının iş hayatında başarısı söz konusu olduğunda çevresinden gelen iltifat kadar eleştiri de oluyor. Sizce de eleştiri gizli hayranlık mıdır? Bir kadın kendisine gelen olumsuz yorumlarla nasıl baş edebilir?

Kesinlikle eleştiri gizli hayranlık . Olumlu yorum kadar olumsuz yorum da elbette olacaktır… Heleki sosyal medya kullanılıyorsa … Bence dikkate almamak gerekir … Ama insanız üzülüyoruz elbette böyle durumlarda 5 saniye durup düşünmek gerekir … Bu yorumu yapan kim ve sizin başarınızdaki sürecin ne kadarını biliyor … Cevap vermeye değer mi ? Değmez mi ? Zor baş etmek ama başarının olmazsa olmazı sanırım eleştiri ve olumsuz yorumlar …

– Gerek Türkiye’de gerek dünyada < Lider> denilince arkasından çoğu zaman bir erkek ismi geliyor. Oysaki globalleşen dünya ve kadınların kendilerini kanıtlamasıyla pek çok başarılı iş kadını ve kadın lider doğdu. İş hayatında kadın olarak lider olmanın zorlukları neler?

İnanılmaz zor …Gerçekten bunu birkaç cümle ile anlatmam imkansız … Ama en zoru dedikodularla bahşetmek …Kadınlar duygusal oldukları için çabuk etkileniyorlar …

– Evde otururken kendinize bulduğunuz ilk iş modeli evde kullanmadığınız ürünleri uygun fiyatlarla sosyal medya hesaplarından satmak üzerine. Aslında çok öncesinden 2. el ürünlere olan ihtiyaç pazarını keşfetmişsiniz. Sizce ikinci el nereye gidiyor? İkinci el alışverişin faydaları neler?

2. el pazarı ihtiyaç sahiplerinin almak istedikleri ürünleri daha ekonomik fiyatlara almasını sağlarken marka ürün kullanmayı seven insanların çok ekonomik fiyatlara marka ürünleri almasınıda sağlıyor… Yani sadece ihtiyaç sebebiyle değil aslında lüx sevenlerinde tercih sebebi oluyor …2.el pazarı internet ve sosyal medya kullanımı arttıkça değerlenecektir…Çünkü günümüzde insanlar genelde ürünleri bir kez kullanıp kaldırıyor…Bunları değerlendirmek ,nakite çevirmek isteyen insanlarda her geçen gün artıyor …

– Şu an ikinci elin hayatınızdaki yeri nedir ? İkinci el alışveriş yapıyor musunuz?

Hayır yapmıyorum … Çünkü ürün araştırmak için vaktim olmuyor …

– Yakın zamanda kitabınız çıkıyor. Bize bunu içeriğinden biraz bahseder misiniz?

Güçlü Kadın Mutlu Kadın’ı anlatıyor… Benim başarı hikayem aslında … Kadınların neden çalışması gerektiği , neden güçlü olması gerektiğiyle ilgili başucu kitabı niteliğinde …

– Modayla ne kadar iç içesiniz? Dolabınızın vazgeçilmez parçaları neler?

Modayı takip ettiğimi söyleyemem … Dolabımın vazgeçilmezi takım elbiselerim pantolonlarım tişörtlerim.

– Dolap uygulaması ile dolabınızı dönüşüme açtınız. Bu dönüşüme destek olma kararı nasıl çıktı ? Aplikasyonumuzu nasıl buldunuz?

Gelen teklif de satılan kıyafetlerimden elde edilecek geliri istediğim bir derneğe bağışlayabileceğim söylendi. Kullanmadığım ürünlerden gelecek gelirle eğitim alanında bir derneğe bağış yapıp eğitime destek vermek beni teşvik etti.

– Dijitalleşme hakkında neler öngörüyorsunuz?

Ticaretin geleceği dijitalleşmeyle etkili.  İnternet bir çok konuda elimiz ayağımız olmuş durumda. Bence gelecekte bir çok işimizi sadece dijital ürünlerle yapacağız…

– Kadınlara bir cümleyle ilham olmak isteseniz bu ne olurdu ?

`Güçlü kadın , Mutlu kadın.`

Selcan Güleryüz’un dolabını keşfetmek için tıkla.

Dolap ve Zahmet.co’yla Sadeleşmeye Hazır mısın? 

Toplayıp toplayıp istediğin derli toplu görüntüyü elde edemiyor musun?

Dolabında güzel olduğuna inanmadığın, artık sana yakışmayan veya işine yaramayan giysiler mi var?

Daha yalın bir yaşam alanı için, hayatının hangi kısmından sadeleşmeye başlaman gerektiği konusunda kafa karışıklıkların mı var?

Ve artık tüm bunlar üzerine üzerine mi geliyor?

Şimdi derin bir nefes al ve bir an için şunu düşün;

Alanında uzman bir Sadeleştirme Mühendisi evine geliyor, seni ve beklentilerini dinliyor, “ne zahmeti, olur mu öyle şey” diyor ve tüm yüklerinden kurtulmana yardımcı oluyor…

Zahmet, size tüm detayları incelikle kurgulanıp planlanmış, ideal bir yaşam ortamı sunar. Yaşadığınız alanda, bir daha asla dağılmayacak yeni düzeninizi, sizi hiç yormadan hazırlar. Sahip olduğunuz her eşyayı detaylıca inceleyebileceğiniz etkinliği kurgular. Atmayı ve istememeyi hayatınızda refleks haline getirir. İşinize yarayan objeleri hayatınıza katar, yaramayanları ihtiyacı olana yönlendirir.

Kulağa hayal gibi geliyor değil mi? Ama değil!

  • Dolap x Zahmet.co iş birliğinden doğan Neden Sadeleşmelisin yarışmamıza katıl
  • “Dolabımı sadeleştirmeliyim çünkü …” cümlesini tamamla
  • Sadeleştirme Mühendisi en orijinal cevabı seçsin, gelip seni yüklerinden arındırsın, vazgeçtiklerini evinde özenle fotoğraflasın, giymediklerin yeni sahiplerine Dolap’la kavuşsun

Yarışmaya katılmak için yapman gerekenler

1. Dolap Instagram hesabını takibe al.
2. Neden Sadeleşmelisin sorusunu içeren postun altına ‘Dolabımı sadeleştirmeliyim çünkü …’ cümlesini tamamla ; @zahmet.co hesabını tag’le ya da #zahmetco hashtag’ini ekle.

Yarışma süresi

Yarışmamız 22 Kasım Çarşamba günü Saat 21:00’da başlayacak ve 29 Kasım Çarşamba günü  saat 21:00’da sona erecektir.

Yarışma Kazananı Nasıl Seçilecek?

Sadeleştirme Mühendisi her gün postun altına gelen yorumları yakından takip edecek ve en orijinal cevabı seçecek.

Yarışmanın Ödülü

Sadeleştirme Mühendisi kazanana bir daha dağılmayacak yeni dolap düzenini hazırlayacak, ihtiyaç fazlası giysileri özenle fotoğraflayacak ve Dolap’ta yeni sahiplerine kavuşturacak.

Ne zahmeti.. 🙂

 

,

Buse Pınar Kaçar: ‘Farklı Bakış Açıları Geliştirin.’

Bu hafta Güçlü İş Kadınları projemizin konuğu Genç Yönetici İş Adamları Derneği yönetim kurulusu üyesi ve Ahtapot Gönüllüleri Derneği’nin kurucu üyesi Buse  Pınar Kaçar.  2001 yılında Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra İzmir’de kariyerine avukat olarak devam eden Buse Hanım daha sonra kariyerine yüksek lisans öğrenimi için geldiği İstanbul’da devam etmiştir. 2003 yılında Bilgi Üniversitesi’nde Ekonomi Hukuku üzerine yüksek lisans yapan Buse Pınar Kaçar kendi hukuk bürosunu kurarak yabancı şirketlere dört yıl boyunca yabancı şirketlere Türkiye’de Doğrudan Yatırım ve Türk Hukuku üzerine danışmanlık hizmeti vermiştir.

Ticarete ve iş hayatına olan ilgisinin hukuğa olan ilgisinden daha fazla olması sebebiyle 2007 yılından itibaren Hukuk Müşaviri olarak Mavi Jeans, Carrefour, GlaxoSmithKline, ING, Ströer gibi şirketlerde hem yöneticilik hem de danışmanlık yapmıştır. Yörsan şirketinde Kurumsal İlişkiler ve Hukuktan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak ve Türkiye Süt ve Et Üreticileri Birliği’nde (SETBİR) yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. Hali hazırda Yörsan Gıda Mamulleri Şirketi’ne danışmanlık yapmaktadır. 2015 ve 2016 yıllarında Legal 500 tarafından  Dünyanın En İyi Baş Hukuk Müşavirleri (General Counsel Power List) listesine seçilmiştir.

2013 yılında Amerikan Barolar Birliği’nin Washington DC yapılan Bahar Konferansı’na davet edilerek, “Uluslararası Borçlanma” konusunda konuşmacı olarak yer almış, 2015 ve 2016 yıllarında  Dubai’de  gerçekleşen Global Hukuk Konferansında Şirketler’de Rüşvet ve Yolsuzluk üzerine konuşmacı olarak davet edilmiştir.

Mutlu ve başarılı bir iş hayatı için Empati kelimesinin çok önemli olduğunu belirten Buse Hanım’ın kariyer konusunda sana yeni bakış açıları kazandıracak röportajını aşağıda bulabilirsin.

– Kurumsal şirketlerde avukat olmak (Hukuk Müşaviri) ile serbest avukat olmak arasında bir fark var mı ? Siz neden kurumsal avukatlığı tercih ettiniz?

Aslında mesleğe ilk başladığım yıllarda  serbest avukatlık yapıyordum  zira  hukuk müşavirliği şimdiki  gibi  yoğun olarak birçok şirkette olan bir  pozisyon değildi. Hukuk müşavirliği yani kurumsal avukatlık Türkiye’de ağırlıkta son on yılda şirketlere bir departman olarak girmeye başlayan yeni bir alan desek yanlış olmaz aslında. Zira hukuk müşavirliği eskiden sadece bankalarda ya da büyük holdinglerde yer alan bir departmandı. Son dönemde ise yavaş yavaş neredeyse her şirkette hukuk müşavirliği oluşmaya başladı. Bunun da en büyük sebebi şirketler/yöneticiler yavaş yavaş, avukatlığa da önleyici tıp gibi bakmaya başladılar. Kurumsal avukatlık bu anlamda şirkette hukuka aykırı bir iş yapılmasının önüne geçmeyi hedefleyen bir departman haline geldi. Türkiye’de genelde tanıdık bir avukat varsa da sözleşme imzalatıldıktan sonra gösterilir. ‘ Bu sözleşmeye bir bakar mısın?’ ,  ‘Yanlış birşey yapmış mıyım?’ diye. Ben buna gerçekten çok gülüyorum zira zaten sözleşme imzalanmış. Ben avukat olarak bakıp çok kötü bir sözleşme imzalamışsın desem ne yararı olacak zaten, sözleşme imzalanmış. Hukuk müşaviri olunca herşeye en başında müdahale edip yanlışları engelleme imkanı oluyor, ya da yeni bir projede en başında doğru işlemler yapılmasını sağlayabiliyorsunuz. Bir de ülkemizde kanunların sürekli değiştiğini düşünürsek şirketin yapısını işleyişini de bu değişikliklerle birlikte sürekli güncel tutmanız gerekiyor.

Hukuk müşavirliğini tercih ettim çünkü işin içinde olmayı, işin kendisine yön vermeyi hukuki tatminden daha çok seviyorum. Uzun yıllardır şirketlerde çalıştığım için hep yeni projelerin içerisinde yer alıyorum. Şirkette birileri harika bir fikrim var nasıl hayata geçirebiliriz dediğinde de inanılmaz heyecan duyuyorum. Bu heyecanı yaşamak herhangi bir davayı kazanmaktan çok daha büyük keyif  veriyor bana. Sevdiğim işi yapmayı tercih ettim özetle.

-İş hayatında kadın yönetici olmanın zorlukları neler? Karşınıza çıkan zorlukları nasıl yönetiyorsunuz? 

Bugüne kadar aslında çok fazla erkek egemen sektörde yönetici olarak çalıştım ve bence şanslıydım ki kadın olmaktan dolayı özellikle “cam tavan” ile karşılaştığımı söyleyemem. Tam tersi desteklendiğim ve yönetim kurulunda bir kadın olmasından dolayı gurur duyduğunu, farklı bir bakış açısının güzel denge yarattığını söyleyen erkek yöneticilerle bir arada oldum. Ancak tabiiki şu bir gerçek ki; hep azınlık olarak yer aldım, ya yönetim kurulunda tek kadındım ya da iki kadından birisiydim. Bu da tabii ki iş ortamında sosyalleşmede fark yaratıyor. İş çıkışı erkek erkeğe birşeyler içmeye gitmek gibi bir kavram var sonuçta ya da bir iki erkek muhabbet ederken şimdi bir kadın var aramızda rahat konuşamıyoruz istediğimiz gibi diyebiliyorlar ve iş ortamında yapılan bir ayrımcılık olmasa da sosyal ortamda bir ayrımcılıkla karşılaşabiliyorsunuz. Şu da bir gerçek ki; kararlar genellikle iş haricindeki zamanlarda veriliyor ve bir bakmışsınız siz ofisinizde çalışırken bir anda konu bir “happy hour” sırasında kararlaştırılıp olgunlaştırılmış.

İşte bu noktada kadınlar bu sorunu çözebilmek için erkek gibi olmaya çalışıp onlar gibi davranarak onlardan birisi olduklarını ispatlamaya çalışıyor ve erkekleşmeye başlıyorlar, duruşlarını sertleştiriyorlar ki;  bence kadının iş hayatında getirebileceği en önemli  faydalardan birini yok ediyorlar. Benim iş hayatında da en çok yapmaya çalıştığım şey de kadın olmaktan ödün vermeden kendimi olduğu gibi ifade etmekten ödün vermemek. Bu çoğu zaman kolay olmuyor ancak her zaman faydasını gördüğümü  söyleyebilirim.

-Yaşamda ve iş hayatında karşımıza çıkan engelleri nasıl atlatabiliriz? Bir kaç ufak tavsiye paylaşabilir misiniz? 

Engelleri aslında belki ikiye ayırarak incelemek lazım. Öncelikle psikolojik engeller aklıma geliyor mesela zor ve sizi anlamak istemeyen bir yönetici, zor bir çalışma arkadaşı gibi. Bana göre özel ve iş hayatı ayrımı yapmaksızın herşeyden önce mutlu ve keyifli yaşayabilmek için “empati” anahtar kelime. Bu bir sözleşme müzakeresi de olsa, bir proje için yönetim ekibini ikna etmeye de çalışsam öncelikle karşımdaki kişiyle empati kurmaya çalışıyorum. Empati kurmaya çalıştıkça hem karşınızdaki kişi nasıl size daha iyi anlar bakış açısına daha çok yaklaşıyorsunuz hem de olayı kişiselleştirmekten uzaklaşıyorsunuz.

Fiili engelleri ise bakış açısını değiştirerek  aşmayı öneriyorum. “Thinking out of box- Kutunun dışından düşünmek” bence her türlü  engeli aşmak için kilit bir bakış açısı.  Tabiiki, çok kolay birşey değil. İş hayatında özellikle işimin hukuk  olması sebebiyle eğer bir projede hukuki  bir engelle  karşılaşıyorsam, öncelikle tüm  dikkatimi  “ne istediğime” vermeye çalışıyorum. Genelde dikkatimizi o kadar çok o engele odaklıyoruz ki; esas varmamız gereken noktadan uzaklaşıp  dikkatimizi belki de de hiç değiştiremeyeceğimiz şeye veriyoruz.  Benim tavsiyem bir engelle karşılaşıldığında sorumuz ‘Bu engeli nasıl kaldırabilirim?” olmamalı; sorumuz “Ben nereye gitmek istiyorum olmalı?” o zaman mutlaka arklı bir yol bulunduğuna inanıyorum ki bugüne kadar olan tecrübelerim de hep bunu  gösterdi.

Bir ufak tavsiye de farklı bakış açıları geliştirmek üzerine. Farklı bakış açıları geliştirmek bence çalıştırdıkça gelişen bir  kas gibi. Bu kası çalıştırmanın en güzel yolunun da sanattan geçtiğini düşünüyorum. Bunun için sanatçı olmamıza da gerek yok, sadece sanatçıların farklı bakış açılarını izelemek bile bu kası oldukça  fazla geliştiriyor bence. Dolayısıyla en sevdiğiniz sanat akımını bulun, sergilere gidin, festivallerde farklı sinema kültürlerinin filmlerini izleyin, farklı bakış açıları görün, inanın işinize  bakışınız da değişecektir.

-Modayla ne kadar iç içesiniz? Dolabınızın vazgeçilmez parçaları neler?

Aslında modayla çok ilgili birisi olduğumu söyleyemem ve hatta birazcık moda olana alerjim var bile diyebilirim. Ama stilin modadan çok daha önemli olduğunu düşünüyorum. Burda Coco Chanel’in “Moda geçicidir stil kalıcıdır” sözünü anmadan geçemeyeceğim. Kendi döneminde moda olan kocaman şapkalara, süslü kıyafetlere rağmen içinde kendini rahat hissettiği, sevdiği ve kendine yakışan şeyleri giyerken hiçbir şeyden ödün vermeden bir stil yaratmış. Stil kim olduğunuzu, ne demek istediğinizi bilmek ve kimseyi takmamaktır diyerek aslında modayı da takmadığını açıkça belirtmiş.

Ben o an nasıl hissediyorsam öyle giyinmeyi seviyorum, içinde rahat ettiğim ve kendimi mutlu hissetiğim kıyafetler benim için olmazsa olmaz.

Çok klasik olacak belki ama, siyah elbise, beyaz gömlek, trenchcoat ve denim pantalon olmazsa olmazım. Aksesuarlardan da inci her zaman benim için vazgeçilmezdir. Kendimi bildim bileli inci en sevdiğim aksesuar olmuştur. Bir de tabiiki bir İzmirli olarak hafif ve ince kumaşlardan hoşlanıyorum, ipek olan herşeyi  giyebilirim.

Asla ve asla dediğim şeyler de taşlı, tokalı, pullu parlak kıyafetler ve bir de moda olan herşey.

-Dolap uygulaması ile birlikte dolabınızı dönüşüme açtınız. Bu dönüşüme destek olma kararı nasıl ortaya çıktı? Aplikasyonumuzu nasıl buldunuz ?

Aslında Dolap uygulaması kurucu üyesi olduğum Ahtapot Gönüllüleri’nin şu anda üzerinde çalıştığı Malzeme Değerlendirme Projesiyle de paralel bir uygulama.

“Malzeme Değerlendirme Merkezi” projesi İhtiyaç Haritası ile birlikte hayata geçirdiğimiz Ahtapot Gönüllüleri’nin yeni  projesi. İhtiyaç Haritası Türkiye’nin her yerindeki ihtiyyaçları belirleyip ortaya koyuyor Ahtapot Gönüllüleri’nin Malzeme Değerlendirme Merkezi’nde de toplanan tüm ikinci  el kıyafetler yıkanıyor ve ütüleniyor; ayakkabılar, oyuncaklar ve kitaplar temizleniyor, kullanılamayacak olanlar da geri dönüşüme gönderiliyor. Böylece İhtiyaç Haritası’nda ihtiyaç olarak gözükenler, ihtiyaç sahibine tertemiz  ve kullanabileceği şekilde özenli  olarak gönderiliyor.  http://www.ahtapotgonulluleri.org/

Kendi dolabımda sıklıkla yenileme yaparım ve bu yenilemede de elimden çıkarttıklarımı ihtiyaç sahipleriyle buluşturmaya özen gösteriyorum. Dolap projesinin atıl duran değerleri tekrardan  hayata  ve ekonomiye  geçirmesi  fikri çok hoşuma gitti. Bundan sonra da  Malzeme Değerlendirme Merkezi’nde değerlendiremeyeceğim parçaları dolap uygulamasında  dönüşüme  sokabilirim.

– İnternet artık herkesin hayatının olmazsa olmazı. Dijitalleşme hakkında neler öngörüyorsunuz? 

Dijital bir dünyadayız artık ve yeni bir çağa girdik. Ben oldum olası teknolojiyi severim ve hayatı kolaylaştırması için var olan tüm yenilikleri de kullanmaya açığım.

Dünyada dijitalleşmeyle birlikte aklımızın aldığı ve alamadığı herşeyin dönüşeceğini ve değişeceğini düşünüyorum.  İşler dönüşecek ve hali hazırda olan birçok iş artık kalmayacak ama ortaya yeni iş kolları da çıkacak. Akıllı kıyafetler giyeceğiz artık, mesela  uçuk bir örnek olacak belki ama duygu durumumuza uyum sağlayan bir gömlek  güzel olmaz mı mesela ?

Bununla birlikte hayat daha kolaylaşacağı için de bence insanların daha çok vakti kalacak ve hobilerimiz için daha çok vakit ayırabileceğiz.

-Ahtapot Gönüllüleri kimdir ?

Ahtapot Gönüllüleri, kimsesiz çocuklar, evsiz insanlar, engelli bireyler, ihtiyaç sahibi olan ilkokullar gibi çok farklı alanlarda sınır tanımadan her konuda proje geliştirerek hayata geçiren ya da mevcut projelere destek veren bir sivil toplum örgütüdür ya da hukuki tanımıyla bir dernektir. Ahtapot Gönüllüleri destek faaliyetlerini ve tüm projelerini gülümseyerek ve gülümseterek gerçekleştirir. Çünkü gülümsemenin gücüne inanır  http://www.ahtapotgonulluleri.org/

Aslında belki kısaca Ahtapot’un hikayesini de anlatmam gerekir. Facebook’ta “Ahtapot Scuba” adında bir grubumuz vardı ve bir zamanlar sadece sportif amaçlı tüplü dalışa giden bir grup arkadaştık. Sonra bir gün içimizden birisi ben Adım Adım’la maratonda koşup para toplayacağım dedi ve biz ahtapotlar ilk sosyal yardımlaşmayla tanışmış olduk. Adım Adımla 2014 yılında başlayan maceramız sonrasında, “Soma’nın Hayalleri” kampanyasıyla çocuklara oyuncak dağıtımı, “İçerde Çocuk Var” projesi kapsamında kadın tutukevinde yer alacak anaokulu için destek toplama, Kurtköy semtindeki sokak köpeklerine kulübe yapımı, Hakkari Yüksekova’daki ilkokula 23 Nisan kostümlerinin tedariği gibi  birçok projeye imza attık. Şimdi de İhtiyaç Haritası ile birlikte Malzeme Değerlendirme Merkezi üzerinde çalışıyoruz.

  • Buse Pınar Kaçar’ın dolabını keşfetmek için tıkla.