Yıldız Ve Latte’den Dekorasyon İpuçları

  Modern ve vintage mobilyanın aynı anda kullanılıyor olması kesinlikle eve farklı bir ruh katıyor.Günümüz şartlarında ise zaten bildiğimiz üzere modern mobilyaları kullanmak kaçınılmaz. 

   Yeni yaşam stilleriyle beraber aslında mobilya ihtiyaçlarımız da değişti diyebiliriz. Uzun saatler boyunca izlediğimiz filmleri, rahat bir koltukta izlemek istiyor, koltuğu çok işlevsel kullanıyoruz. Uzun saatleri evde geçiriyor, belki koltuğun üzerinde yemek yiyor, sohbet ediyor, kısacası yaşıyoruz. Eskiyi düşünecek olursak durum çok daha farklıydı şimdikinden. Bilirsiniz, eski mobilyalar daha dar, daha küçük, daha rahatsızdır. Belki de daha resmi şekilde oturmaya yöneliktir bu eski koltuklar ama artık hayat daha rahat olduğundan, artık evimizde hepimiz daha konforlu olmayı tercih ettiğimizden, öyle bir resmiyete yer vermeyi tercih etmiyoruz. Gel gelelim, bir evde her şey yepyeni, modern olduğu zaman, bir şeyler de sanki eksik kalıyor. İnnsan geçmişten küçük dokunuşlar da istiyor. Kabul etmeliyiz ki hepimizin ruhunda böyle istek var. Anneannelerimizden babaannelerimizden kalan bir şeyleri de evimizde bulundurmak istiyoruz. Eskiyle yeniyi buluşturmak işte bu yüzden güzel.

Vintage mobilya kullanmanın bir diğer güzel yanı ise, o mobilyanın hikayesinin devam etmesi. Bu geri dönüşüm ve çevrecilik açısından da oldukça önemli. Örneğin ahşaplar da ormanlarla birlikte giderek azalıyor, gittikçe çok maliyetli bir şey olmaya başlıyor. Hali hazırda fonksiyonunu yitirmemiş, işlevi olan güzel bir çam bir ahşap mobilya varken, gidip neden yine ağaç keselim öyle değil mi? Hem hikayenin devam ettirilebilmesi hem de çevreci bir yaklaşım olduğu için vintage kullanımını seviyorum. 

Vintage eski olan, eskiden yeniye dönüştürülmüş mobilyalara deniyor. Bu kavram retro ile çok karıştırılıyor. Retro eski dönemde yapılmış bir mobilyanın tekrar günümüzde ona uyarlanarak yapılması anlamına geliyor. Bir de bir ürünün antika olması için ender bulunması ve imzası olması gibi bir takım özellikleri olması gerektiğinin de altınız çizmeli.

 

Peki Ya Neler Yapabiliriz?

  • Evlerimizde ufak dokunuşlar yaparken, ailemizden kalan eski mobilyaları da dönüştürmek mümkün. Örneğin benim evimde seksenli yıllarda dedemin yaptırdığı bir koltuk bulunuyor. Küçükken bu koltuğun kullanıldığını hatırlıyorum ancak eskiden daha feminen görünüşlü bir koltuktu, ben kumaşını değiştirerek başka bir hava kattım. Şu an bu haliyle modern mobilyalarla uyumu yakaladı. Bir de üzerine de vintage görünümlü yastıklar koyuyorum, arada bu yastıkları değiştirdikçe koltuğun havasını da değiştiriyor.
  • Mobilyada jilet gibi bir görünüm seviyorsanız, belki de pek sizin için değil. çünkü vintage eşyalar alırken, o yaşanmışlık görüntüsünü de kabul etmek hatta onu sevmek gerekiyor. Evimdeki uzun çiçeklik tam olarak böyle. ahşap yüzeyinde ufak çizikler var, ancak ben onu zaten tam olarak böyle olduğu için severek kullanıyorum. 
  • İlk etapta vintage mobilya almaktan çekiniyorsanız; eskicilerden ya da bit pazarlarından küçük objeler alarak başlayabilirsiniz. pirinç şamdanlar, amberler, mumluklar gibi birçok şey bulup, evinizdeki havayı değiştirebilirsiniz.
  • Örneğin vintage bir ayna aldığınızda büyük ihtimalle üzerinde çizgileri olacaktır. Ancak bir yandan da şu anda bir taş ayna istesek, isteyip de yaptıramayız. Bizote denen kalınlarıyla çok güzel detaylara sahip olan aynalar var, günümüz şartlarında da bulunması oldukça güç. 
  • Zeminde doğal renkler kullanmak, duvarları beyaz tutmak gibi detaylar, vintage mobilyaların öne çıkmasını sağlıyor. 
  • Çok eski bir sandalyeyi saten ya da çok modern baskılı bir kumaşla kaplamak uygun olmuyor. Vintage eşyalarda değişiklik yaparken biraz da o eşyanın havasına saygı duymak gerekiyor. 
  • Eski koltukların kumaş değişikliklerini yaparken, düz kumaş kullanmanızı öneririm. Üzerine vermek istediğiniz rengi yastıklarla verebilirsiniz. Koltukların yapısı da genellikle klasik olduğundan modern kumaşlar onlara tatlı bir hava verecektir. 
  • Vintage kullanımı için önce aksesuarlar ile başlayıp sehpa, yemek masası, komodinler dekore edilebilir. sonrasında yavaş yavaş sehpalara, çiçeklikler, berjer koltuklar gibi vintage dokunuşlar elde edebilirsiniz. Sonrasında ise büyük koltuklar, dolaplara doğru adım adım ilerleyebilirsiniz. 

 

Küçük bir odayı nasıl geniş gösterebilirim ?

Dikdörtgen ve ya yuvarlık küçük bir odayı daha geniş gösterebilmek için öncelikle çok fazla renk ve ya doku karmaşası yapmamamız gerekiyor. Daha düz kumaşlara yönelebilirsiniz. Büyük desenlere çok gitmeyin. Eğer bu alan bir yatak odasıysa zaten yatak oldukça fazla yer kaplayacaktır. Bu durumda yatak örtünüzü düz renkli ve ya küçük desenli kumaşlardan seçebilirsiniz. Açık renk duvarlar , açık renk parke her zaman odayı daha geniş gösterir. Ben de her zaman daha geniş göstersin diye açık meşe parkeler ve ya duvarlar tercih ediyorum. Perde kullanımınıza dikkat edebilirsiniz. Stor perde kullanın böylece ışığı daha çok içeri alabilirsiniz. Koyu renk fon perdeler odanızı olduğundan daha küçük gösterir. Ayna kullanımı odayı daha geniş gösterir.Özetle açık renk mobilya , açık renk fon seçimleri her zaman daha faydalı olur.

Yatak odasında hangi bitkilere yer verebilirim?

Havayı temizlediği NASA tarafından onaylanmış bitkiler var. Bu bitkiler filtre aydınlatılmış ortamlarda da yaşayabiliyorlar. Genellikle yatak odaları daha loş olduğu için bu bitkiler en doğru tercihler olacaktır. Paşakılıcı hem havayı temizliyor hem de loş ortamda yaşayabiliyor. Spider plant / kurdela çiçeği dediğimiz bitki de yatak odasında hem havayı temizler hem de filtre aydınlıkta yaşayabilir. Aloe vera ve patos salon sarmaşığı da bu alanlarda rahatlıkla yaşayabilir.Bu bitkilerin bir diğer özelliği de bakımlarının oldukça kolay olması.

Perde seçimi nasıl yapılmalı?

Perde seçimi çok önemli bir konu. Ben çok fazla kalın, fon perdeler sevmiyorum. Fon perdeler dediğimiz bu perdeler aslında klasik, yüksek tavanlı evler için uygunlar. Ahşap bir 3,5 metre tavanlı bir evde oturmuyorsanız saten, kadife gibi kalın kumaşlardan oluşan fon seçimleri yapmanıza gerek yok.  Modern mimaride artık çok yüksek tavanlı evler ya da çok geniş camlı evler bulmak mümkün değil. Geniş pencereli olmayan evlerde fon kullanımı alanı olduğundan küçük gösterirken içeriye ışığın da girmesine engel oluyor. Özellikle pencere bittikten sonra bir duvar payı yoksa zaten ışığın yarısını kapatmış oluyorsunuz. Özellikle tam stor perdeler tamamen yukarı da katlanabildiği için aydınlık alan yaratmanıza yardımcı olur.İlla fon perde kullanmak isteyenler de duvar renginin en fazla 1-2 ton koyusunu tercih edebilir. Perdeyi nötr bırakın , evinizi renklendirmek istediğinizde bunu kırlentlerle , yastıklarla , mumluklarla yapın. Perde “ben buradayım” diye bağırmasın, görevini yerine getirmesi yeterli.

Çok dolabım var ve odamda az yer kalıyor. Dolap azaltmaktan başka bir çözüm var mı?

Aslında dolabı azaltmak en iyi çözüm burada ama dolabı azaltamıyorsanız şunu yapabilirsiniz:
Dolap kapaklarını ayna kapaklı tasarımlarla değiştirebilirsiniz. Kapaklarınız çok koyu renk bir ahşapsa da onları daha krem tonlarına boyayabilirsiniz( bunun için ahşap boyaları yeterli olacaktır) . Üzerinde çok fazla kulp detayı varsa bunları değiştirerek göz yorgunluğunu ortadan kaldırabilirsiniz