Tuba Köseoğlu Okçu: ‘ Sürekli yeni şeyler öğrenin. ‘

Notre Dame de Sion Lisesi’ni bitirdikten sonra üniversite eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Mütercim Tercümanlık bölümünde tamamlayan Tuba Köseoğlu Okçu kariyerini performans yönetimi üzerine geliştirdi. 2012 tarihinden bu yana Hürriyet İnsan Kaynakları Müdürü olarak kariyerine devam eden Tuba Hanım aynı zamanda Kültür Bilinci Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi olarak da sosyal hayatta aktif bir rol alıyor.

Kariyeri ile ilgilenirken edebiyat ve seyahatten de kopmayan Okçu seyahat yazılarını ‘ http://paullende.blogspot.com.tr/ ‘adresinde edebiyat yazılarını ise’  http://paullendereads.blogspot.com.tr/ ‘adresinde takipçileriyle buluşturuyor.  Çalışma hayatında başarıya giden yolun çok çalışmaktan ve kendini sürekli geliştirmekten geçtiğine inanan Tuba Hanım Colin Powell’ın şu sözüyle de gençlere sesleniyor:  ` Başarı  en dibe vurduktan sonra ne kadar yükseğe geri çıkabildiğindir `

– 1997 yılında meslek değiştirerek performans yönetimi alanına geçmiş oradan uzun yıllar emek vererek bu alanda ilerlemişsiniz. Şu an Hürriyet İnsan Kaynakları Direktörüsünüz. İnsanlarla iç içe bir iş yapmak nasıl bir duygu? Başarınızın sırları neler? 

Başarı tabii çok göreceli bir kavram. Eğer kendimi başarılı addedecek olursam, sanırım bunun tek sırrı var: çok çalışmak ve sürekli yeni bir şeyler öğrenerek kendini geliştirmeye zorlamak. İnsanlarla iç içe bir iş yapmak ise çok zor. İnsanın içindeki insan sevgisini zorlayan, yıpratan boyutları olduğunu ifade etmeliyim. Ama bir gün, değdiğiniz bir insanın yaşamındaki olumlu bir gelişmede küçücük de olsa bir payınız olduğunu hissettiğinizde, o zaman sanırım zorlukları unutuyorsunuz bir anda.

– İş hayatında kadın yönetici olmanın zorlukları neler? Karşınıza çıkan zorlukları nasıl yönetiyorsunuz?

Kadın olmanın iş hayatında bir farklılık yarattığını, ek zorluklar getirdiğini düşünmüyorum. Her iş insanının yaşadığı zorlukların aynısını yaşıyorum, ya da belki de kadın olmanın farklı bir muamele yaratmadığı kurumlarda çalışma şansım oldu, öyle de diyebiliriz. Zorlukların içeriğine göre onlarla başa çıkma şekli değişiyor ama genel olarak önce durup o zorluğun sebeplerine bakıp, ondan sonra da o sebepleri ortadan kaldıracak planlar yaparak ilerlemeye çalışıyorum.

– Yaşamda ve iş hayatında karşımıza çıkan engelleri nasıl atlatabiliriz? Bir kaç ufak tavsiye paylaşabilir misiniz? 

Engeller her zaman olacak, ilk başta bunu kabullenmek gerekiyor. Bu engelleri yaşayan tek kişi siz değilsiniz, herkes büyüklü küçüklü sorunlar, engeller yaşıyor, yani yalnız değilsiniz ve sizin başınıza gelen de öyle çok farklı bir şey değil. Böyle bakınca zaten yaşadığınız sorun kendiliğinden küçülüyor, daha önemsiz, daha doğrusu daha sıradan hale geliyor. Bu bence ilk adım. Benim düsturum “ölümden başka herşeyin çaresi vardır” şeklinde, o yüzden sorun mu var, ne yapalım, bir şekilde çözeceğiz diyorum. Öyle çok çabuk yeise kapılmıyorum, tabii ki bazen çok dibe vurduğu oluyor insanın, ama başarı da Colin Powell’ın söylediği gibi “en dibe vurduktan sonra ne kadar yükseğe geri çıkabildiğindir” diye düşünüyorum.

– Modayla ne kadar iç içesiniz? Dolabınızın vazgeçilmez parçaları neler?

Modayla pek iç içe değilim, hatta biraz demodeyim diyebilirim J 25 yılı aşkın süredir sabah 7 akşam 7 çalıştığım için, dolabımda kendimi rahat hissettiğim, o günkü ruh halimle örtüşecek, temsil ettiğim pozisyonla da uyuşacak kıyafetler olmasına dikkat ediyorum. İş için her zaman siyah pantolonlarım, siyah kalem eteklerim, siyah düz elbiselerim, siyah düz bluzlarım, renkli ceketlerim ve eğer ceket giymeyeceksem, renkli gömlek ve bluzlarım olması gerekiyor, bunlar dolabımın vazgeçilmezleri. Özel hayatımda ise seyahatlerde outdoor ortama uygun pantolonlar, polarlar vs, diğer günler için ise bol, rahat pantolonlar ve bluzlar tercih ediyorum.

– Dolap uygulaması ile birlikte dolabınızı dönüşüme açtınız. Bu dönüşüme destek olma kararı nasıl ortaya çıktı? Aplikasyonumuzu nasıl buldunuz

Kıyafet konusunda dönüşüm benim çok alışık olduğum bir şey aslında. Benden 6 yaş büyük olan ablamla bedenlerimiz hep aynı oldu ve yıllardır onun kıyafetlerini ben ikinci el olarak kullanırım, kendi kıyafetlerimi ise kuzenlerime ve ailedeki bedeni uyan diğer kişilerle dönüşüm kapsamında paylaşırım. Bu bağlamda, dolap gibi bir uygulama beni çok sevindirdi, daha geniş kitlelerle bunu yapma imkanı bulmak hoşuma gitti. Aplikasyonu daha ilk çıktığı günlerde kullanmaya başladım ve kullanım kolaylığı, getirdiği güvenli alışveriş imkanlarını beğendim. Benim gibi kıyafet alışverişi yapmayı sevmeyen birisi için çok keyifli.

– İnternet artık herkesin hayatının olmazsa olmazı. Dijitalleşme hakkında neler öngörüyorsunuz?

Dijitalleşme işim gereği de aslında çok içinde olduğum bir konu ve beni büyülüyor diyebilirim. Sınırları olmayan, düşünemediğimiz bir çok şeyi mümkün kılan, tabii ki her gelişmede olduğu gibi kendi içinde riskleri de bulunan, ama özünde geri dönüşü olmayan çok heyecan verici bir süreç. Çıkan tüm aplikasyonları denemeye çalışıyorum, dijital dünyadaki gelişmeleri takip etmeye çalışıyorum. 46 yaşına gelip sıfırdan yeniden bir şeyleri öğrenmek, anlamaya çalışmak, ayak uydurmak için gayret etmek zor ama insanı daha zinde ve genç tutuyor galiba.

Tuğba Köseoğlu Okçu’nun dolabını keşfetmek için tıkla.